Gioielli Rubati 206: Maria Allo – SaphilopeS – Brezza d’essenza – Mariangela Ruggiu – Paul Olden – Lucia Triolo – Franz Krauspenhaar – Marina Raccanelli.
Al suo vedere
.
In questa notte di luglio
mi giungono parole
dettagli di terra e foglie
sotto il peso del tempo
misteriose in ogni suono
con cui intessere
le cose più semplici che lasciano
senza fiato e unire il tutto
nelle cose che vagano
verso altri mondi
Non temere lo zampillo
che non è una visione
non è una luce ma vita
piena di stupore chiave di volta
per risalire trasparenti
al suo vedere
.
©Maria Allo, qui:
https://nugae11.wordpress.com/2022/07/14/al-suo-vedere/
.
*
.
Taglio della carta
.
La mia mano all’ombra dell’altare scolpisce la luce sulla tua costola,
si trasforma in una festa silenziosa il diavolo nella mia anima.
.
Metti quel tuo labbro arido sui rilievi della mia bocca
passando attraverso le superfici senz’acqua,
sussurra alle fossette del mio collo
e chiedi,
come cubisti spogliati fianco a fianco.
.
Seme
sei stato sulla punta della mia lingua oggi.
.
View original post 460 kelime daha
M. Daines🦋
Ulysses
geceleri taşıp sessizliği yırtan o büyülü bağırış ve çoğu kez katlanıp gidiyordunuz
arp sesiyle dökülen.
.
tam beş kez boğuluyordum ben de
kimliksiz eller, yabancı ve karahindiba gibi
tozun toza meyli
tozun taşa aşkı
tozun hafızasını istiyordum
İniltilerini
ve ipliklerini istiyordum.
.
.
.. .. sonra ruh çıplak bir kuş oluyor lina’m
gidenler gittiğinde..
orada dur..

Kağıt kesiği
elim sunağın gölgesinde, kaburganızda ışığı yontuyor
sessiz bir şölene dönüşüyor ruhumdaki şeytan.
.
susuz yüzeylerden geçen o çatlak dudağınızı
ağzımın rölyeflerine koy
fısılda boyun çukurlarıma
ve iste
yan yana soyunmuş kübistler gibi
bugün dilimin ucundan geçtiniz
tohum
ateş ve öyle şeyler.

ʎɐsɹɐʌ

ağaçlar hep aşağıya büyür..
bakmıştım çocukken
parlayan çelenk
sesin taş şenliği. sınırsız ve güçlüydü
annem böyle söylerdi. dinle rüzgarın
yağmurun sesini
çal biraz. oynat ellerini
iplikleri sar renkli mi renkli parmak
her çocuk hak etmelidir. değeri var
taşıdım kalbimde..
/
tane
tek iz. gaia’nın kibriyle tüm toprak kurumuş canım benim
tuzdan gözyaşı
belki de bir şarkıydı
büyük acılar büyütür her şeyi
zaman içe dönük
beş parmak beş parmağı keser
kusursuzdur
toprak ten
kuru
bir kafeste oturur ala ceylanlar
ya da bir iki üç ötesi sus.

Janis🦋
Orgazm
ve bir cadının vajinasında regl oluyoruz.
.
çünkü ezberliyorduk
karanlık çok iyi çağırıyordu
gözün hafızası ve erimiş zift.
.
ve biz o kadar çok gülüyorduk ki onlar gülüyor gibi değildi
ruh odamızdaki bu hışırtılar, açısal ağrılar
ve iç çekişlerden oluşan her şey.

Hades’e ağıt

bütün kutsal fısıltılar, bir fasıla ile başlar
rüyanın dili
ağzımın içine doluşan mırıltılar.
isli lambada duran manevi zaman
kalbim yırtık ve çıplak kendi etrafında dönen pervane
ve sen geldin, geceye bir sebep gibi
şimdi bu sır, herkesin bilmediği devasa istiridye kabuğundan süzülen bilinmeyenin çığlığı;
sen, bir orman gibi ağlıyorsun
ellerim koyu bir motife dolanıyor.
Belki de

belki rüzgar istedi, bütünlükte bozulma var
gümüş renginde alev almaz
dağıtmalısın.
her zaman geri..
bir çay, eski kartpostallar, bahçeye çiçekler, mavi masa örtüsü koyun ve
siyah bir örtü ile morluğu kapatın.
olabilir…
zamanın ince ipliklerinin sonundan akar
kırık bir zincirde hareket eden durağan bir fotoğraf…