Epigram / körlük

uh, yüzbin altın bağışlayacaklar sana
küçük kıçını kaşıyacaksın ve bir varsıl köpeği olacaksın
git ruhunu sat, esin perileri bir at bokuna bulaşacak
ve kıçın büyüyecek,

kirlidir yaratıkların evi
duygusuz ve bunca zaman ne iyi gelmiş
evet, evet
dört köşe donatılmış masalarda boynun şişmanlıyor
parlıyor altın dişlerin;

uh, cattuscuğum
yüz ver sıçanın götüne
havuza yönel ve orada bir güzel düzsünler seni..

Reklam

Epigram / Taştaki söz

nasıl bakıyorsun, o kırık vazo
figüran parıltılar saçan bir öngörmüşlük
diplere in. yerin yerinden oynadığı
uzağa kaçmış kuğunun boynu
bir gürültüde  ezilmişlik vardı
yakıp kavuran bu güneş de değil
örülmüş kafes
yedi kupa şarap,  karanlığın elleri
ve baka baka döküyorsun o kurtları sökülen
eski deriler ve armağanlar
al götür
yanından ayrılmayan bu rüzgar ile
merhaba, ağzımda tuttuğum söz
son duvarın külü
az bulunur, az söylenir.

Ne günahkâr zehirli asi bir tohum, hiç yokuz

/

rüzgara söyle hepimiz ceset gibi kokuyoruz ve fazla yaklaşmayın.

havlayan köpekler, birbirine bakan göz arkadaki yüzler ve kanun hiçbir zaman doğruyu söylemiyor
ya da halil cibran’ın mezarlıklarına bak
görünen göründüğü gibi olmadığında
çekirdeği ne eritiyor
havaya fısıldadım,
o lanet sinek tanrılarından başka ne var ki?
ve sadece gülen seyirciler
fenerler ve bulutlar
ağaçlar çiçeğe donatılmış. ölü bir çiçeğe.

II

çağrılmayanların adı neydi
çağrılmayan kadın, çağrılmayan adam
o bataklıkta ahenkle kükreyen kurbağalar, kuşakları birbirine bağlayan ve göğsünde tutulan bu dart
ne uzun hikayedir, belki hikayeler anlatır bir kurbağa ötüşü
kalkıyorum, kurbağalar dönüyor kafamın içinde
ben sadece yakup’un ağzını öpmekten geliyorum
donuk hal, beyin damarları ve yenilgiler gibi bir anevrizma
tekrar yenilmek
peki kaybedersen ne olacak
tekrar deneyin sisifos gibi
tekrar yenilin aşağıya doğru
yine yenileceksiniz yukarılarda
müziğin ritmik her vuruşunda,
.
.

şimdi lilith’i öpmeye gidiyorum
kimsenin görülmediği yer
kimsenin çağrılmadığı o yerde.

İyi hayaller

ben bugün şarap içmeyeceğim
bir fincan kahve biraz da çikolata çekti canım
zaten şarap haramdır
öyle söyledi çantayı  taşıyan derviş tüh.

bunun üzerine az gittim yol gittim anlaşılır bir şiir yazdım
yolda ivan yakolaviçle karşılaştım
ölü mü canlı mı bilemedim
kulağının arkasını kaşıdı
hey şeytan
iyi hayaller, bol yağmurlar sana dedi

öyle tuhaf sokaklar caddeler aygırlar
panayır ve arabaların gıcırtıları
bütün iş yerleri sıkıcı
dilekçenin dibine de not düştüm
hay sokayım  bu işe
koca bir cilt aşk romanını bitirdim ama anlamadım
kar yağıyordu
akaki akakiyeviç’in sesini duyar gibi oldum
-bir palto için yüzelli ruble verilir mi lan.

ne zaman nerede nasıl giyineceğimi devlet daireleri söylüyor
ben söylemiyorum yırtık kotuma alışsınlar ne yapabilirim
olağanüstü bir durum değil hemoroidal dedikleri de bir hastalıkmış
evlenirsem üç çocuk yapacağım ani bir u dönüşü olsun
ve kabul edilirse çocukların adını mokki, sossi hozdazat koyacağım
nikolay vasilyeviç gogol’ dan aşırdım bu isimleri.

hakim konuşmasını sürdürüyor ama ben dinlemiyorum
budala bir hayalin peşine takıldım yorgun ve sinirliyim
zihnimde uzunca sohbet ettim onunla
çok karizmatik delikanlıydı
eve gittik soyulmuş ağacın ışıklarını söndürdük

tam gürültü çıkaracaktık ki
kürsüde tokmak sesi
davayı kaybetmişim.

Gioielli Rubati 231: Aurelia Tieghi – Mauro Contini – Rafael Lopez Villas – Monica Vendrame – Biagina Danieli – Marina Pizzi – Massimo Botturi – SaphilopeS.

almerighi

Senso …
.
Guidarsi intorno al sole damascato
battendo il cuore in testa
spendendo la moneta dell’amore che non basta…
.
ti curo ti curo
lo giuro lo giuro
.
come un angelo azzurrato che giace
riappari col mistero della pace
.
nella conchiglia t’apri un varco vellutato
e prendi il senso ora nel mio fiato…
.
di Aurelia Tieghi, qui:
https://cantierepoesia.wordpress.com/2021/06/08/senso-2/
.
*
.
In un tempo ormai di lontananza
.
Sussurra un nome il vento
in un tempo ormai di lontananza,
la tua parvenza assorta
tra anima e respiro,
attendo le tue ore,
resta con te, sommesso,
un silenzio d’altri luoghi,
si sfiorano i destini, si appaiano
in un territorio di confine,
l’invisibile riveste l’assenza,
sorvola i prati dell’infanzia la memoria,
” dov’è finita la tua storia ? “
il fuoco dell’estate,
la direzione perduta,
due mani unite
in una danza naturale,
si forma lentamente
il tuo volto…

View original post 510 kelime daha

Tutulma

Ey kapıları kapalı insanlar.
Bulutlar bize darbeler veriyor
birkaç mor
ölmek üzere gökten düşen bir yıldız
kül olmadan nasıl durdurulur
bu bizim yürek burkan düşüş(ler)imiz,

orada
öğleden sonra
rüzgarın sisi
çöl kumu tüm şehirleri sular altında bırakacak.
Öldükten sonra seni bırakamam
gökyüzü yanıyor
saf huzur içinde.