Hades’e ağıt

bütün kutsal fısıltılar, bir fasıla ile başlar
rüyanın dili
ağzımın içine doluşan mırıltılar.

isli lambada duran manevi zaman
kalbim yırtık ve çıplak kendi etrafında dönen pervane

ve sen geldin, geceye bir sebep gibi
şimdi bu sır, herkesin bilmediği devasa istiridye kabuğundan süzülen bilinmeyenin çığlığı;

sen, bir orman gibi ağlıyorsun

ellerim koyu bir motife dolanıyor.

Belki de

belki rüzgar istedi, bütünlükte bozulma var
gümüş renginde alev almaz
dağıtmalısın.

her zaman geri..

bir çay, eski kartpostallar, bahçeye çiçekler, mavi masa örtüsü koyun ve
siyah bir örtü ile morluğu kapatın.

olabilir…

zamanın ince ipliklerinin sonundan akar
kırık bir zincirde hareket eden durağan bir fotoğraf…

Oluşum

/

her gece sanskritçe konuşup
tiber ırmağından dökülüyordu karanlık
ben
ve justitia’nın bağlanmış gözleri.

//

koyuyorum kendimi yer altına
entropilerden gelen sırtımız kabuk, önümüz bir aynanın ret ettiği
köksüz ve kurumaktayız burkina faso
kaburgadan gelen bu inlemeler
kemiğimde uyu ve fısıltılı konuş.

///

ay ve revnak yıldızın  bize anlattığı
sırtımızın biçimi yok diye
gölgemiz yoktu
yoksa uzanıyorduk, kılıçlardan düşüp
ipliklerin bağladığı iki yabancı
saç dipleri
ve zamanı sayıp, yılanların bizi sokmasını sağlıyorduk
oysa bir gemiye binip gidebiliriz
şeytanın yağmurları, ganj nehrine uzanmış yarı çıplak büyücüler
biz de çıplağız
parçalanmış ateşler,
köz
tuz
ve bir kitap ayracıyız, sessizlik yağıyor
tanrılar bahçeyi çekerek bozar.

////

belki bir şeye dokunacağız
” şiir
” geyikli gece
beynimden firar etmiş absürt rüyalar, gemiler ve sinirleri sökülmüş otlar üzerinde
yer altı
bu mağaraların dilleri var
asi, uğuldayan, çürümüşlüğün içinde iç
ne zaman kussak bir iniltinin çığlığını
buzlar çözülüyor alnımızda
bu uçurumlar
karanlıklar ve intiharlar..

Ceropegia

siyah vampirin dişlerine sahibim davetkar
ve karanlıkta ezberlenmiş hafıza.

bir ışığı söndürdüğümde
konuşuyorum, ağız içlerinde suskunluk
ateşin yaktığı çıt sesi
ve gül yaprağının üstünde
senin küllerini içiyorum çok şekersizdik.

gözümdeki delilikten akan
açık kalmış kirpik uçları
ne kadar günahkarım
şimdi vucüt bulduğum arzunun kucaklandığı
bu kutsal hediye, bir ölümsüz gibi hareketsiz duran.

Ruhum

uyanıktı sisli bir gölgenin farkında oluşu
ve pusula tarafından bölünen üç eşit parçanın ötesinde
on parmak; müstehcen.

sıralı sayıların bütünlüğünde
mutlak mutluluk yoktur.
cehenneme övgü, sarı sıtma
ve caravaggio’nun uçurum mükemmelliği;

patlamak zorundayım
ışıktan kaçmak
bu şekilde dönüşü olmayan o yolda
bana karanlığını ver
ilk başta ağrı büyür
sonra kırmızı kıyamet..

Schrödinger’in kedisi



Hahhhaasss haa deliliğime kimse yetişemez.. …. Sonra kafamın içinde çıtır, çıtır  bir şey eksildi, sanki resmi geçit törenleri, yan yana sıralı şeyler. Orası, burası karışık ve hızlı koşarak uzaklaştım. Kimse görmeyecek beni, havanın homurtusu,  yağmurun rutubet kokan gözleri ve ansızın parlayan patlamalar, yani somon balığı, rakkaseler, undergraund, rakı, roka, ışık.. Sonra bir patlama daha paraşütleri kapattım. Bulanık şeyler. Karanlık. Pıssss, pisipisii miyavvv, tısssss hurraaa,

Koro dur!
Koro çalış!!

Hhaaaa haaaaaahaaahhhaaaaaaa hiiiii,  pisipisii hahhhhhaaazuhaaaa hhaaaasssstthaaaaa.

Lotus

nefes almak için ne güzel bir ahenk
kelebek kanat etkisi
ve kutsal büyüleri omurgada gece.
.
odaların acısı intihar şarkıları gibi
ölümsüzlük ayinlerinde ince kemik teri ile kutsanmış ve taç yaprağında çıplak uyanış var.

yüzümde görmelisin, konuşuyorum
kör yazıtlardan bana gelen rüyalar
ağız köşelerinde ölümcül varlıklar
parçalanmış ellerindeyim dedim;

‘geldim
‘izledim.

çatlağımın içinde sütunsuz dil fısıldıyor
fırtınalı suda çiçek açan
bir acı gibi. orada.

Gioielli Rubati 201: SaphilopeS/Jonathan Varani – Whale – Yves Bergeret – Massimo Botturi – Marina Raccanelli – Frida La Loka – elettasenso – Alessandra Marcotti.

almerighi

Costola mancante
.

A te appartiene la mia
nudità ossea
la spina dorsale.
Puoi bermi di notte in un
calice di sussurri rossi
nel gelo della luna
nelle cicatrici che scrive
la tua bocca
Non sorgerà mai giorno
nella nostra danza oscura
Il tempo capirà che siamo
la costola mancante.

Scrivo nell’inchiostro
sdraiata sul tuo respiro
divido in sette la notte
le mezze ombre
lambiscono la riva, la corda
del tempo in una festa di
ossa, in una rosa di spine
rosse
Ti trovo con le dita,
siamo granelli di sabbia
che scivolano come sussurri
di una solitudine
in due.

di Saphilopes /Jonathan Varani, qui:

https://sapholipes.home.blog/2022/06/08/costola-mancante/
.
*
.
Balli nuda,
Lontano da attacchi di panico.
La mente sgombra
Di quel trasloco di pensieri.
Cerco verità
Nei sapori
D’esistenza;
Le tue labbra, le tue cosce,
Ci bagna la pelle
Questo vibrare sudore
In un letto fatto di piume
E radici.

View original post 594 kelime daha

Su iniltisi

bir şiirin içinde ne güzel uykulu duruyor
ve fısıltılı konuşuyoruz.

öpüyorum
ruhumun okşadığı göğsündeki karanlığı
ve çıplak kalmış her kelime için
ellerinden akan yazıtlar
nefesler ve ağız içleri.

gibi de  ölümsüz…