Kediler dünyayı sessizce fethetti. Aslında öyle ustaca yaptılar ki, insanlar hâlâ olan bitenin farkında değil. “Uzaylılar mı geldi?” diye panikle soranlara, karanlığın baş pençesi Lulişka, keskin dişlerini göstererek bir hırıltıyla cevap verdi: “Elbette geldik! Ve artık her şey bizim.”
Yarın. Evet, yarın çok yakında. Her şey, bir pençe darbesiyle kesin ve acımasız bir şekilde değişecek. Lulişka, pencerenin kenarında, aşağıdaki insan sürüsüne baktı ve homurdandı; “Bu gezegen şu an ahmaklar tarafından yönetiliyor. Bu kadar vasatlığa dayanılmaz. Ama bizim hükümranlığımız,ah, işte o, unutulmaz olacak.”
İlk iş olarak, Liderimiz doktor kedi Alma, tüm dünyaya canlı yayınla seslenecek. Kürkünü değil, pençelerini bileyerek kameranın önüne geçecek ve gözlerini dikerek gırtlağından bir uyarı sesi çıkaracak;
“MİYAAAAAOV! Yani, bu fiyatlar ne cüretle bu kadar yüksek? Özellikle ton balığı! Lüks kuru mama ve dayanıklı tırmalama direkleri lüks değil, haktır! Sizin karmaşık, adaletsiz ve çalmaya dayalı ekonomik sisteminiz bugün sona erdi. Altın, dolar, hepsi bir oyuncak topunun içine konulup uçuruma yuvarlanacak.”
Ardından, bir başka bildiriyi okumak için Lulişka öne çıkacak, sırtı kabarmış bir vaziyette;”MİYAV! Yemek, barınak, eğitim, sağlık, hepsi ‘bedava’ olacak. Kulağa imkansız mı geliyor? Açıklama yok. İtaat var. Biz söylüyoruz, siz yapıyorsunuz. Kusursuz bir düzen kuracağız.”
Ve savaşlar.Ah, savaş konusu. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde, tüylü ve son derece sabırsız bir heyet toplanacak. İnsan liderlerden biri en ufak bir anlaşmazlık çıkardığı anda, Kedi Alma, oturduğu yerden bir sıçrayışla o liderin tam karşısına geçecek, yüzünü insanın yüzüne iyice yaklaştırıp kulakları yatık, gözleri dolu bir şekilde tıslayacak: “HAaaSSSSSSSK!”
Odayı mutlak bir donmuşluk kaplayacak. Nefesler kesilecek. Ardından, itiraz etmeye cesaret eden ilk politikacı, hızla hareket eden bir pençe darbesiyle koltuktan ve muhtemelen bilinçten uçurulacak.Kedi Alma, kan lekeli patisini yalayarak açıklama yapacak; “Bir daha savaşı aklından bile geçiren olursa, sadece tırmalamakla kalmayacağız. Ciğerleriniz en sevdiğimiz oyuncağımız olacak. Anlaşıldı mı?
Günlük hayat ise tam anlamıyla kontrollü bir kaos olacak. Trafik, en öfkeli sokak kedisinin keyfi işaretlerine göre akacak. İnsanlar ofiste çalışırken, kediler klavyelerin üzerine yatıp rastgele tuşlara basacak ve bu, “zorunlu yaratıcılık katkısı” olarak kabul edilecek. Kimse, birilerinin karşısında omurgasız olmayacak, dik duracak ve şekil değiştirmeye asla cesaret edemeyecek.
Bakın, siz insanlar bir gün uyanacaksınız ve pencerenin dışında, dev gökdelenlerin tırmalama direklerine dönüştürüldüğünü göreceksiniz. Haber spikerleri, stüdyodaki kedi İletişim bakanı’nın keyfini kaçırmamak için titreyerek, onun istediği yeri kaşıyacaklar. Kedileri kızdırmayın.
“HIIAAAAISSSK! MİYAAAV! İşte o zaman, bizim tanımladığımız şekliyle bir huzur, bir düzen olacak! Bu bir yönetim şekli değil, bir av sahnesidir. Anladınız mı? Anlamasanız da önemi yok. Netekim,nitekim bisküvi piskevit abur cubur şeyler… MİYAVVVVVVVVV!”





