Da tuis caput


O öyle değil.
Psyclon Nine – Bloodwork çalıyor
Yatağım kan
Yatağımda
Su regl olmuş hastalık değildi, kanıyordu içimizde renk
Bulanmıştık tecavüz edilen damacanaya
O su içilmezdi yani
Aç oku bak,
Yalan diyorsam gözümün irisi senin, ufağı yeter bana
Okumuyorsak algımızda bir sikindirik dönme plak var, bir daha oku.

O bıçak
Ters arka tutulmaz öyle
Düz çevir veya bana gönder ince dokuma hattat zarf içi, dudağına birrr rrrr
Ben atayım diyorum lakin gözlerin kanıyor
Çok ilahili ve oradan regl olmuşsun. Stop.

Burası ev değil canım, yalnızlık ağacı
Öğle yemeklerini ortanca dairenin böcekleriyle yiyorum.
Bir tas çorba yüz elli kuruş olsa ne yazar
Harca harca bitip gitmiyor bu lanet veba ki
Alt dudağını kanatayım
Bekçi Murtaza tutanağı okusun yüzüne doğru.
.
Bugün neydi ya, aybaşım gelsin
Ay başı geldiğinde
Yine duruşacağız…











Eskisi gibi

valarus
o zamana git
eriyik kırılan mevsimleri taşır
ve ölümünüz size duvardaki bir resmi söylesin
hadi duvara bakalım
duvara bakalım
gölge
kar
güve kanatları, ve
çok uzaklar  bilinmiyor
kendi kendimize nasıl tutuştuğumuz pencere pervazını kutsama
bizim işaretimiz.


ɹǝๅdᴉᗡ

/

İlahiler dökülüyor koyu karanlık
Şarabın tadı
Yüzümün nakışı
Bir şimşeğin yatağında
Kül
Ateş
Mu.

Zamanın sayıları uzağa bakar
Dem vurur ölü bir nehir gibi
Orada  çığlık yok
Gölgeler yok
Örtünen ellerim
Ağacın kökünde büyümeyen öz.

Lanetle beni
Mezarların üzerinde o yaprak
Taş soğuk mermer gözler
Avlularda uyuyoruz
Uyanıyoruz
İzini yırtıyoruz gidenlerin.

Gözüm teşne

duvar molaları çok çığlık atıyor, keten lifleri, yarasalar
bin yıllık göz, mağara ve figürler.


taşta taş
kar kristali öğütüyor karanlığın ağzı
bir yelkenli çıpasını derine vurup
beklemekte bizi,
orada
kendi kanatlarımızı yiyoruz
bir nehir hıçkırığıyla yas tutmak yakışmıyordu bize
biraz daha yol oluyorduk traş bıçaklarına, derinliğe ve kedi buğusuna.

//

ah

aşağıda
limon ağacı, mezar sessizlikleri var
lacivert gölgelerimiz
yüzümüz kayıp
yüzümüz kadim zamanlar ve gitare..

Da faciem tuam

Pek sevgili arkadaşım Citrullus lanatus

Perde / l replika senato.

Buraya bak
Ne biçim gün kararıyor bir bilsen
Memotix AQ mometazon furoat monohidrat süspansiyonu bi güzel çektim
Ben kafama çektim
Kustum
Kustum
Burnum sizi kustu, yüksek taşlığı kustum.

/

Ah zavallı çalıçırpıllarım
Mağara kokusuna bakın
Ah zavallı Citrullus’um
Bütün ağaçların dibini kazıdın mı
Kaz, tepeler sana yakışmıyor
Pek bi solucan var bağırsağımda
Sana çiçek de  verecektim bugün kokladım durdum,
Kokladım ama bir türlü veremedim
Avia’m dedi ki koklat ama sakın verme
Vermedim
Lakin bir gram bi isbitiren aldım sana
Oturdum  kış armudunun altına
Henüz olgun değil yemişler ama arılar sarı
Kusmuğum sarı
Bu gidişle armut olgunlaş ağzıma düş diyemem dağın tepesine canım sıkıldı
Tarlaya yürüdüm korkuluğu doğru, bizim gölgemizi de Poe’nin kuzgunları oymuş.

Citrullus kafayı topla gel, olmasa yuvarla bu vampirella’ ya sulu cepkenli kırmızı olsun
Makbuldur. Sevablı  mücerrep olunur, Hahaaa hahhhaaaa mücerrep olunur..

Arz ederim.

Orkestra

Anlatmak gerekiyor
Sayısız uyarı, hep aynı noktada açılmış göz Paris sıkıntısı gibi intihar
Yeniden oluşum
Manet’in öğle yemeğinde çıplaklık
Suç
Bulut
Bütünün parçaları rapsodik ve düzensiz akarken

Sevgilim sen neden tembelsin öyle
Banyo suyunda
Arzu kokan beyaz bir gülü görmüyorsun
Orada
Kökler bahçeye benzer
Kumaşlar sessiz ve yığılgan, gör bak
Limon ağaçlarından karanlık geçecek
Başka şey değil
Bu bizim biçildiğimiz.

Kahveli

kendi çağına gidecek karanlık
kırmızı
ve güzel bir bahçeye sahip mi bilinmez
dağ suyunun bir çukurunda dedim Lina dağın çukurunda eve git
ve atlas direğinde  sakın kaybolma,

uykuluyum,
yüzün ve kendi yüzüm
saksafon çarpı pornografik materyaller
bu göl
bu çürümüş her şey
üç veya beş solucan ötesi  bir esinti…

ne güzel blues
ne güzel karanlık

Tonun kopuşu’na



Bir göz
O dağılmış karahindiba gibi
Geceleri uluyanlar
Ağırlığınca taş duvar ses
La minörleri dökülen ağaçlar üzerinde
Gövdesiz
Köksüz
Ve esir kamplarında bir alay apoletli yılanlar sürünürken,

Göğsüm bir karanlığın orta yerinde
Şahideler geçiyor parmak uçlarımdan
Figür ustaları
Yapıcılar bir şiirin mateminde
Bahçeyi kazıyor
Güneşsiz iskeletleri açığa çıkarıyor.

Ah tepelere
Irmaklara
Bahçelere dönelim.