
gözlerimiz solucanlı
ve sinematik an
elimi tut
şeritlerden akışkan bir mutluluk geçecek
lastik kokusu
çığırtkan ve lilimarlen
tik tak bomm, afiş asacağım yüzüne
ışığı kapat, godot’ yu bekliyoruz
yağmur dindi ama gelen yok sevgililerden.
şuraya bir mermi çiz
tam alnımızın ortasında bar
caz müzik, blues, kedili
ve tüm rögar kapakları underground
yığılsın suretimiz
deliler ordusunda bu kaçıncı mızıka
azaldı ışık
cennet dediğimiz soğuk olamaz
canım benim, uyanmak istemem
bir pıtı pıtılık eriyor şamdanlardan
kıyamet bu
kıyamet tanrılar ve amberleri koklayıp koşan atlar gibi çılgınız…
sahne bu, biri madrigal söylüyor
öteki dinliyor, beriki oynuyor
biri ben oluyorum bu arada
ağzım kıpır, üstüm başım tozto prag
elin elimde. De… Da:
bu yokuş kışın bizi zorlayacak
çift kişilik geliştirmek için küreklere asılarak
kanolardan ve kanallardan argın
binbir surat, sıfat kassa kıssa
en güzeli gelebilir tek kişilik yatağımızda kıvrımlanmalar
berberlerin altın çağı, mahallemin altın günü
sanıyorum busuyum bu suyun,
hayallerinin buyuyum birinin
pozzo… pozzo…
kalacak mısın? kalkacak mısın?
İşte cephenin en güzel yeri,
piknik yapmaya geldik
hava estiriyor
neredesin estragon? olmayan atları olmayan ağaca bağlayacaktın..
durum bu, galiba biri bizimle eğleniyor.
buradan ayrıl
arkalar boş
tahtırevanı huban’ın ruhu taşıyor
taş kesti heykeller
çalkalanıp duruyor ipteki karıncalar
kırıldı vazo
tuzlu suda yıkanamıyoruz ikinci defa
ışıldar koltuk
düğün dernek kusmuğu
tüm ruhumuzu akıttık zippo çakmağına
burası soğuk, rutubetli leş
bütünün parçasında sarkık memelerimiz
bir ağızdan ötekine
kuruluk kaldı niche’nin gözlerinde
kış gelmesin, gelmesin Da.
madam coco’nun kristalleri değil bu bacadan sarkan
altımız çıplak, başımız karayel
kılıcı verdik atların ellerine
kudurdu gölgeler,
asi başımızı aeolus yedi
babanızın malı gibi yiyiniz
kaz tüyü
porsuk taşağı
aşağı sokaktan gelen gaz
çiçeği burnunda evle evlendi
bam güm
çamurun içi
bağırsak üzümünden blue agave içip sarhoş olduk. sarhoş olduk..
tepeye bak, tepetaklak uçuyor kuşlar…
hani gün olur haftaya bedel derler asrısaadet ne gezer bizde
sayende. yüksek boy uçuş limitleri kaldırılmalı!
hem de hemen,mevsiminde olmalı her şey
her şey tersine dönerse, mesela;
ulursa müezzinler, börtü böceklere egzopotomyada,
bir salon kurdu fazla kaçırdığı ordövrlerin ardından
bağırsak insanlarından medet umarsa diyelim;
üç sandıktan peyda üç frenk üzümü,
beş vakitten olma beş yogiye yutturulur
karşılığında karayipler’ e tek yönlü fakat
iki boyutlu bir seyahat kazanan seninle
kartpostal olarak tam da buzdolapları üzerinde,
inceden üşüyerek kim bilir kaç kez sevişmiş olacağız..
buluttan gocuklarımızın içinde,
ellerimiz kim, ellerimiz bilmem ne!?
gözlerim hep kurbağalar senin sineklerini
baktınız ki kuşun eğninde mavi bluz,
her şey yersiz,
agaveler baltalarla budu yapıyor apartmanlarınızı;
ve garip bir takım hareketler, işte vudu mudu
madrigallerin ağızlarında da olsak,
en güzelin en güzeli verandamızdaymışçasına,
bir daha çal, bir daha öp da,
Bahtiyar neymiş, nasıl olunurmuş öğrenelim..
Sasatertgun / Saphilopes








