yüzüme çarpıyor çekiçlerin tozu boğduğu havada ne kadar ağırlık var.
orada şarkı söylüyorsun ve şarkı söylüyorsun kılıçların başardın.
ışıklarınızın bizi ayırdığını da biliyoruz. ağırlıksız yerçekimleri rüzgarın boşlukta yuttuğu her şey gibi her şey kararır yılanların ısırması için çok uzak konuş ve beni çiz ağzımız sanskritçe atlas yağmur uzun akçaağaç gölgelerine tanrılar olmadan kılıçlar olmadan..
Bir yağmuru sevmenin benden olan yol kenarında Duygusallaşmaya dair Ve hiç odalar giyotine verilmiş andan ibaretken Suyun rüyası tartışılmaz Çizginin dışına taşma sevdası.
Arzularını kucaklayanlar İtalik mum ve ateş rehberliğinde Sadece sessizlik ve haykırış Bir hamamböceği lekesinin gölgesi olmadığında Kimse anlamayacak Metruk binaların sinek vızıltılarını Çürüyen her şey gibi.
,,,
Islık çalan cılız bir rüzgarın çağrısıyla Kedilerim beni emziriyor Bana güzel bir şarap ısmarlıyorlar Burkina Faso trenine binmeden önce Bana kabuğu çatlatıp bir armağan bahşediyorlar
Ve bir ağaç gölgesi, karaşın yapraklardan Ne güzel blues, ne güzel karanlık..
Bugün sesler duyacağız, tanrıların meyhanesinde Demirle eş zaman Saperdalar Un akarları Çekirgeler, bağırsak tripsleri ve badem gözlü kurtlar Yarı yıkanmış ölü ağaçlar gibi İncecik yellenmeyle Gut hastalığına yakalanmış Yol ağızlarında bir notaya vurguydular Etler ve cesetler, hiç böylesi aşklar görmedi Aşklar böylesi bir düğünde kör..
//
Rahim boşluğunun dibine kazınmış Ve evlerinden bir dizi mezar taşıyla ayrılmış Bazı bedenler inanacak Bazı bedenler kanayacak Boğuk ve ıslıklı hışırdayan o gerdek gecesi Etler ve cesetler hiç böylesi aşklar görmedi Tanrı tarafından zorbalık edilen gövdelerin önünde Tanrı tarafından zorbalık edilen gövdeler bükülmeden önce Aşklar böylesi bir düğünde kör Ayaklarımızın altında taze orgazm iskeletleri..
///
Şimdi Tersimiz akacak Duvarlar odalar, şeytanlar Nerede iskelet varsa açığa çıkacak Sesler ruhumuzda Biz onların kaburga kemiğinde! Damga. Anevrizma yırtıkları Her birimizin üzerinde kar yalnızca siyah Safra taşlarıyla kutsanmış bir arbede gibi Düğünlere bakacağız, cenazelere Karanlık götürecek bizi Ölülerin arabaları Burkulmuş halaylar, kalbin sol kapakçığı Mefta giysileri ve varfarin gelgitleri Dönüp duracağız bir pervane ateşinden öte Didişmekten yorgun çöp mavnaları Tanrılar ve armağanlar..
////
Bizi tırmalayan öfke Bizi tırmalayan öfke Tek bir yere kapatılmış ağızlardı bunlar İçinden konuştuğumuz Dışından dolandığımız Kenarından öptüğümüz Tek bir yere kapatılmış cesetlerdi bunlar Ve yüzümüz ortadan ikiye ayrılan bir maske Tanrı tarafından zorbalık edilen yara izlerinin üstünde…
Sonra Baktım ki oturuyordu Karaağaç Değirmen ve cellatlar.
Düşsel Esrik duruşların bir fısıltısı vardı Ve sessizlik kördü bir atın toynağında Yolunu kapatırken Gölgesine baktım Ne güzel renk, ne güzel terkediş,
Tanrı olsaydım geceyi bölerdim Bir kapıya bakıp Kök salardım upuzun Ve gözümde bir tablonun sarhoşluğuyla Yine de bağışlanmazdı sudaki ağıt.. ,,,
çellonun kemikleri sızlıyor avlulardan gölgelere akrobat rapsodileri mor flamalar yanında sadece bir kez ya da sadece olamaz körlük ve eğreltiotundan anlıyoruz her şey yüzümüzü hızla aydınlatır ürpertici kopmuş kısa parmağın olmayışında birine hediye.
ağır renkleri suya ve kokuya dönüştürürler çağırma özelliğinden yoksun orada saç uçları müzisyen ruhumuzun mırıltısı kayıp bir şişe şarapla iyi konuşacağız çağıracağız kabuğu soyup karanlığa uzanmanın zamanı geldi mi?
tozlardan ve sazlardan öte…
guguk kuşu duvarlar ve ayinler atlaslarda siyahımsı bir piçlik dökülüyor tanrının davulları kumlu mezarlar üstünde..
ıstampalardan bir mühür dökülüyor perihan abla. demir levhalar, deriler pul pul ürperiyor bir çocuk limon ağaçlarına bakıp saklıyor lavtasını bebeklerini bir kuş yontulmuş ağaç dibinde çınlıyor.
bu savaşlar olmamalı bu savaşlar olmamalı bu savaşlar olmamalı savaşa hayır.
tanrılar, evlere vuruyor ıstampaları gürültü, büyüyorlar sürekli büyütüyorlar ölüler içinde ölüler ordusu ölülerin üstünde altın varaklı çerçeve tanrılar ve katranlar
,,,
sürekli sirenler çalıyor perihan abla beynimde sürekli sirenler çalıyor sürekli siren sesleri bir anne ıstampalara bakıyor kül ağaçlarına, gövdesi incecik…
. io . un liquido trasuda dalla bilancia, sarto d’inchiostro scuro e giustizia bendata. . II . molte persone e i loro sabati hanno ancora cicatrici ferite, conchiglie da baciare, sale e polvere tirata dalle conchiglie ovviamente le piogge germoglieranno e svaniranno dal buio al buio tutti nessuno nessuno nero e azzurro pietra chiunque l’abbia passato.. . III . l’immaginazione dall’angolo delle labbra all’orbita dell’occhio è il nostro viso radicato in alberi morti ora non sbiancati prima. come quelli che dicono sempre il loro nome agli atlanti dai rami principali agli atlanti sanscriti … . di Sahilopes, qui: https://sapholipes.home.blog/2022/01/28/boyle-buyurdu-zerdust/ . * . Una grazia d’inesistenza . Pioviggina senza ritorni in cerchi di respiro calibrato un timore di non riuscire più a scuotere le stelle le sento in echi di ematite partorire carboni — ricordo un giorno un matto voleva ammazzare lo yin, il nero che oggi mi arriva dal fianco giusto un dolore mancino dello stagno con l’acqua presa a prestito. . Pioviggina una grazia d’inesistenza un gelicidio che non sa farsi neve ombrose le tue orchidee le vedo sorridere in lenta mutazione un soffio a bocca chiusa, quante volte cielo di sogni assolti dal crederci molto. . di Rita Stanzione, qui: Una grazia d’inesistenza, di Rita Stanzione
. * . Sulla morte . La morte torna sempre. Non é un concetto. É cosa reale. Non starò qui a dire, come fiori recisi Non starò qui a pensare, come stelle nel cielo Non starò qui a piangere, che fa bene C’è la morte, c’è la vita, esatti contrari Non affermerò che tutte le morti sono uguali La metafora perfetta: mani che stringono materia cruda Scrivo queste parole seduta sulla spiaggia Difronte ad un mare che non sa d’inverno E penso che ognuno ritroverà alla fine il punto. . di Biagina Danieli, qui: https://biadoit.wordpress.com/2022/01/30/sulla-morte/ . * . Dirupo . I morti scrivono poesie quando vengono visti . nel dirupo della tenerezza la sillaba si scioglie in gola . affretta la carezza . io sono quello con la memoria sanguinante. . di Jonathan Varani, qui: https://tremoridinchiostro.wordpress.com/2022/02/01/dirupo/ . * . Epifanie . Irrompono – sguaiati e feroci – i ricordi, da tempo in agguato negli angoli bui della mente. A volte ci riesplodono in cuore, sopite ma incombuste come cenere, incandescenze d’amore in fiamme che divorano le età e gli affanni. . di Paola Mastroddi, qui: https://flameonair.wordpress.com/?fbclid=IwAR3obWAV8wwASZzidbNBLZbY3VxOgo-1WnsNSUcQLSWinpiT10f-a87BXpk . * . San Galgano . Fosse notte, ma è notte fosse notte e io fossi lì a sentire il canto dei cipressi – l’ho sentito una sera lontana, tu eri con me, nel silenzio cantavano un canto discreto, quasi lacrimoso, e noi sorridevamo . fosse notte e fossi lì sotto quel cielo limpido grondante stelle il cielo oltre le colonne alte della chiesa antica, vuota, verso l’infinito fosse notte, ma è notte e tu sei con me, e fossi lì non sarei più serena, più felice di adesso. . di Lucia Piombo, qui: https://poetella.wordpress.com/2022/02/04/san-galgano/ . * . A Cristina, Semper! . Racchiudi un violoncello, breve la variazione, due violini e ritmo, qualcuno che pulisce l’archetto. Prima che i cordofoni suonino ridi del canone, due altezze ostinate nel petto. Ruggisce il tamburo, sei/ottavi di cuore negli orecchi, chioccolano merlo e materia, vertigini e vuoto, la piccola santa cosa. . La misura dello zenit trema. . di Emilia Barbato, qui: https://emiliabarbato.wordpress.com/2022/02/06/a-cristina-semper/ . * . Vengo a trovarti albero monco ti hanno amputato il ramo lo hai guardato mentre cadeva nell’omertà del bosco e noi che di umano contorniamo le labbra le lasciamo avvizzire nelle parole atone mastichiamo i giorni come sassi senza battere ciglio Quale scompiglio potrebbe sopravviverci se alzando le braccia non ne cogliessimo di quella ragione il vuoto a rendere come le foglie che intorno ti danzano e degli angeli hanno visto la veglia . di Gabriella Cianciulli, qui: http://www.controluna.com/prodotto/di-terra-e-di-donna/