Ninguit
ve dar kapılardan daha hüzünlüydü
buluntusunu arayan gölgenin tuhaf çığlığı
o gelir ve bilinmezdi
kar dediğin
örtüşmüyor, ağzımın içinde eriyen his
karanlık ve uykunun soyunuk anı
çıplağım diyorum
sırtım bir sunağın ortası
taşta çiçeklenir.
dolunayın kurt dişleri
kapalı avlular ve zehrini akıtan sessiz fısıltı
dal kırılır ve yine tekrarlanırdı
karaşın yapraklar arasında uzanan
solgun vücut
ve kim söylerdi beyazın günahı yok
alıp bir mutsuzun dudağını öper gibi
rengini çekip
eşikten öteye
haz alır, alıp onu taşır ve nasıl uyunur
çok koyu maviye dönüşüyor saçlarım
kimseye söylemiyorum
şarap döktüm kuşun gözüne.

Joe.
Gioielli Rubati 222: Silvia De Angelis – poesiastancablog – Carmine Mangone – Lucia Piombo – Salvatore Leone – Giuseppe La Mura – Felice Serino – SaphilopeS.
Sera
.
Srotolo ginocchia sul neon della sera
lasciando scivolare la duttilità
di frequenze immaginose
sul culmine d’una realtà di mezzaluce.
La verticalità d’un sembiante di primavera
lascia soggiacere estenuanti presagi
di stranezze laceranti.
Un emblema seducente di natura
in cui la terra bagnata
mormora di suoni e felpate essenze
si spoglia di coriacee foglie
lasciando sgorgare
nel profondo
un fugace dedalo
preda d’un accolito di sangue caldo
.
di Silvia De Angelis, qui:
https://deangelisilvia.blogspot.com/2022/11/s-e-r-a.html?spref=fb&fbclid=IwAR0fREzOkwvQDCPsGI-opzJ66i-qgU7LRfSGrkvBOhu_2IoVtv6RhmJO47w
.
*
.
luna e stelle
.
quando il buio
si prende ogni cosa
è facile pensarti,
le nuvole
nascondono luna e stelle questa notte
ma ci sono lo stesso.
.
da poesiastancablog, qui:
https://poesiastancablog.wordpress.com/2022/10/23/luna-e-stelle/
.
*
.
Chiedo scusa
.
ad Angela Falchi
Chiedo scusa al gatto morto lungo la strada e alla quercia che mi scalda, al volto rabbioso della mia adolescenza e al vecchio che non sarò, alla cinghialessa protettiva verso i…
View original post 583 kelime daha
Taş mavisi
bütün bunlar kuzeyde oldu, adsız gece
ve biz
solgun nilüfer çiçeklerine eğilip dedik ki
suyun kenarına diz çökelim mi? ;
sessizce duruyorduk
yol kavşağında
bataklık sazlarının bağıran kurbağalarına bakıyorduk
dağılan kumlar
bir patikanın oluşum sevdası
ve on basamak aşağıya düşüyorduk
karanlık kuytular
damarlarımızda kuruyan ırmak
bir ceketin iç cepleri sökülüyordu
ayın çığlık anı.
…
alnımda saklanan bulut
güneşin erittiği şu pencere kenarına bak
an durur
o pervaz çürür içimizde
kırmızı kiremitli dokuma lifleri
ve kapı çanları…
🎼💃🎼😺😺🎼
Late tude

Neydi bir yazıtın anlattığı bize
…
tzanlar bahçeyi çektiğinde
sen sevgilim
megrel dilinde
masaya bir kuş koydun
ve ben baktım
kanadından figürleri boyayan ressamlar aktı
ğormotiler
mememdeki havariyi ateşe verdiler
suyun oyuncağını kırdılar.
ölümü büyüttüler…
/
sonra
çıplak bir taş geldi
seni uğurladı bana. bütün fresklerin sırrı çözülmüştü
ekmek
kuru toprak üzerinde
kök
dalgın bir bakış gibi
rüzgar söğütlerin kızıl demeti
eğildim avuçlarıma
baktım yoksun
masa da yok
kuşa adanmış yıldırımlar var
müzik usulca kutusuna girmekte.
…
ey leta tude, sevgilim
gözün ıslak
gözün obi’ye yalvaran yağmur
kuşun gözündesin.
Bierkalar
.
bak perihan abla
arka yolların dertleri var
jeffrey dahmer ve burkina faso’ya akanlar
ve derin acıları var
bir hançer kaburga altı
ve aniden yüzler gömülüyor
ve aniden pornografik bir dergide ortaya çıkıyorsun
ruhunu oradan çek
kol bacak büstü burada
ve faili meçhul cinayetler
ve ötekiler
ve pavlov’un köpekleri.
…..
yaz gelmedi perihan abla
en üstte machiavelli’nin torunları var
ikincil yolun dökülen ketenleri
köksüz, anevrizmatik bir kokuya sahibiz
öfkelerimiz var. içeride iç. içinde leş.
buraya bir dalgakıran çiz perihan abla
alt akıntıdan kaos çıkacak
rüya dediğin şey nedir ki
taştan taşa
taş çiçek
kabuklar, yaralar, ve sağırlar.

Oi Oi
Yaz yaz
Oku oku
Çalış çalış
Nereye kadar
Açtık müziği ofiste zıpladık🎶🎶
Gel öpeyim kamuran
gel öpeyim bi kamuran
allahına taptığım gece hüzmesi
zebercet sarısı
nefesini üfle
hiç acelesi yok
yağmur yağmayabilir
salyongozlar kurudur
kuru
el ayak pastırma yazları.
yapma kamuran
bir pazılın gotic rengidir üzüm asması
bildirgeli kanat vuruşudur
kuşlar hep gider
gitmelidir de
sırtında kambur
üç göz arkalık
beş kez ileri adım
kim dost kim düşman
şarap bağlarının da bağları yoktu kamuran
atalım kendimizi bir nehir gürültüsüne
şansımız varsa yol oluruz
yoksa
çalı çırpı çöp saman
sırtı kesiklerdeniz salyongoz mahallesinde.
yapma kamuran gel öpeyim bi
geçmiş dediğin
taşlık
taş gibi ağır
balkonlardan sızan çamur sadece
herkes kendi yaprağını sever
sen kamuran
külü demirle ovala
ekmeğini ısır
rüzgarın oyduğu yazıları oku
bayıra çıkarak bağır
ana yoldan kimse gitmez
zaman geçer, yel geçer
hiç dokunmamış gibi
sokağın öte yanında
ortada bir ağartı kalır kamuran
salt bir ağartı
orada durmaktasın, her şey kendi yerinde durmakta..
