ve şimdi örtündük kül çiçekleriyle üzümü çatlatan toprak o yüzümü bilmeyen tohum hangi fasıla ile başladı ve bitti sana avuç dolusu karanlık getirmiştim.
oysa merhaba.
dönmez ışığın rengi kıyıda yırtılan nefes neden çarçabuk tutuşur taş mezarlar üstünde büsbütün büyür ve sonra da kaybolurlar.
kaostan geliyor burada durup kırbaçlanmaya hazır omuzlarım ve böylesi iyi ne zaman kaburgama bir fısıltı gelse leydia dağında büyük günahkar kötülük ve undergraund bir parşömen yağıyor bunu benimsiyorum bir şarabı devirir gibi.
bu gece dolunay, bütün sinekler ve tanrıların yansıdığı an sureti bir kalabalık var ciğerlerimde ve trajedi çılgınlığı bir şizofren havası çalacağım göbeğin tam ortası hamam keseler,sabunlar mahkemeler ve duruşmalar bir güzel akacağım da sinekler durmuyor tanrım sinekler sinekler durmuyor,sinek bak vertigo gibi kelimeler dönüyor taşlar ve sular dönüyor
bak aynısı aynı çellonun kemikleri kırıldı.
yanarak gidiyor fenerler bir geçit töreninin iri elmaları var ademler havvalar yine marazi bir yağmur yağıyor kafamın içinde şenlikler şenlikler dönüm noktasının tarlaları avları var bıçakların bir kediyi ağzından öpüyorum ve av olmuş dilsizliğin hayvanları
inciri böl bana reçel yap ve uyu
inciri böl çello, bir kediyi ağzından öp bak aynısı marazi bir kan yağıyor kafamın içinde kelimeler dönüyor
çellonun boynunu kırdılar inciri böl bak vertigo oldum
avları var bıçakların bak aynısı aynı çellonun kaburgasını yediler avları var bıçakların