Çok kasvetli bir gün. Biraz dans edelim lulişka. 😻
Monoloğum geldi.
gözümde. justitia.
ve biriktirdim,neyi biriktirdim.
soğuk yağmurun getirdiği küf kokusunu biriktirdim.
karanlık dipleri
bir geçit töreninin ağır kasvetine pisleyen kuşlar.
anladım ki sonsuzluk yön değiştirmeyecek
şimdi ne alaka,bunun konumuzla ne alakası var
hasta ve cüzzamlı bir kafaya sahibim.
bak çanlar çalıyor kulaklarımda
adliye binasının ışığı kırıldı. doğruluk suçlu.
gerçeği aradım ama kendimi bile bulamadım.
haaaa hah haa luluşka hahhhaaa
karmaşık inkar felsefesi gibi gülüyorsun kediciğim,
karnımdaki psikolojik şişkinliği fark ettin mi?
geçersiz ve hükümsüz. bir de vertigo gibi baş dönmesi.
bugün faso’da suç günümüz
bulantılar, anirmalar ve kusmalar.
sonra dans ederiz
veya siktir et gitsin.

kavranılmaz olan
sessiz olanların parşömene bir çizgisiydi
birliğin dengesizliği ve sonatın seslenişi.
beklenenden daha yüksek
kandaki ateş ve patlamalar.
….
belki bir şeye dokunacağım
kutsal nefes
görünmeyen anevrizma tutkunluğu
sırrı muazzam bir dokunuşla;
bak dedim işitiyorum. orada başka bir şeye dönüşüp
ruhumu açan karanlığın fısıltısı
elimde ölü bir çiçek
yalnız uyuyorum
kavranılmaz olanın tam ortasındayım.

yabancı bir kıyıdayız🦋🦋
yarasa ısırığı
ruhum terliyor.
boynunda kırılıp fısıldayan saat
bekledim bütün kemiklerin üzerinde
çiçek açmak bir rüyadır
gözümde yarasanın göçü.
neydi yıldızların bize anlattığı hikayeler
tozun rengine hayranlık;
seni okşayan ve seni hayal eden bir kağıt gemi
çatlamış teninde çiy. ellerimde.
🎸🎶💃🎸🎷🎺🎵🎼😽😽💃
hekate / yılan ay ve inilti
uluyamam
senin soğuk çerçeven
ve korkunç ayinlerin ustası.
dişlerimin çekildiği tüm hikayeler
ne güzel anevrizma
doğurmak
bir filmle oynamak gibi
üzgün dudaklar
ve geceleri parlayan kaburgalar asla özgür değildir
cadı dilinin şehveti.
sevgilim, bana göz çukurunu ver
bu iç çekişleri gidermek için
oradaki havaya nem kokusu veriyor.
veya yılana dokun
bu bir hastalık değil
bu iyi. bu iyi birşey.

satyricon🎸🎸🎶🎶
Kabuklar
çağırıyorlar bizi
bunu biliyoruz. geceleri örülmüş o iplik.
…..
göğsümüzde
bir kuğunun uyanışı yerleşik değil
aldanış
bir yabancıya bakmanın parçacıklarından
taslağa dönüşmüş heykeller kırılıyor
çığlıklar.
sırasında
kara ritüele yalvarıyorduk
adsız mevsimin anlamsızlığı
bilinen ölümcül o tohum
neyi çürütüp dönüşümün sağlanmasına gebe.
ey yüzleri
gözleri olmayan tanrı
külden bir çiçeğin ağzını öpüyorum
örgülü olanı öpüyorum.
bir hançere bağlı bir tokadan daha fazlası…

Kuzey
şimdi yüzümüze vuran
buz renginde;
lena,
demiştim sana
neyi bağışlıyorlar
tatlı uykusuna dair bu sesleniş
kendi evimiz gibi
annemizin rahmi.
hadi, yukarıya gidelim. en tepeye.