pallakschpallaksch
külünü çeken yaralar
bir çanak uzatır size
gecenin sırrı
orada bekler ve çığlık atar,
–bilsen, ne kötü bir düş gördüm dün gece–
bilirim..
bu kelimelerin arkadaşlığı
bir çığlığı duyar ve çizer tablosuna
karaşın gün
kabuklar ve irinler.
………
dedim;
düş göreni gördüm dün gece
bir frenk üzümüyle duvarları boyuyoruz
iyi olacaksın..
Kayıp
dar zamana bakan bu bahçelerin hafızası.
kedilerim dur diyor henüz dişlerimiz keskin değil
mezarlıklar ölü kuşlarla donatılmış
bürünmüş incelikler taşıyorum
düet değil
bedenin yavaşlamış hâli
ve uyuyamıyorum,
sokakların cızırtılı plakları
dokuzuncu köşeden dönen ben
masanın üzerinde sigara
kahve ve anayasa.
burada kimsenin yüreği yok lina’m
pencereler yabancı
üşüyoruz.
Magnoliopsida
valarus
emma’nın akşam yemeğinde
sana çok güzel armağanlar verebilirim
sürreal katır sidiği gibi
bu kasılmalar
bu iç karartıcı şeyler
beş yıllık kalkınma planları gibi uçacaksın,
ve zehir zıkkım borazan üfleme
daha büyükler
tohumu kurumuş kelime atağı
o kokuşmuş
incir pestili dillerin
keçi bokuna benzeyen o mortuaz sakalınla
her çiçeğe konabilirsin.
dün kolera günü
bugün
klamidya
sifilis
kasık biti
ve kediler
valarus, sana bir zar daha sunabilir miyim
tanrı benim bir planım var.
Sevişelim Zühtü🧐
Arva

Bir kemane aryasıyla
Yukarı ve aşağıya doğru yolculuk
Hareketli elk
Sekiz heceli biçim
Büyücü ve ayın tutulmuş hali gibi
Bir başlangıcın kuş gözlü yayları
Şamanlar ve kartal başlı insanlarını gördüm
Önce çizip sonra çiviledim onları kalbime
İğneyle diktim
Mitik kuşlara akıttım ruhumu.
.
.
.
Çok maskeler vardı Lina’m
Ayin sahneleri
Geyikler ve amur havzasında güneş sembolleri
Ölüm ve tekrar
👁️B.H👁️
BERBERİS VULGARİS

I
Nasıl felaketle başlıyor her şey
Yarı uyku kenarında kendime yabancıyım
Parmağım kesik
Giz söylenir aynasına
Bazı merdivenler var
Basamakları kırık
İnce
Uzun
Kırılgan basamaklar
Tutunup yaprağın titrek yeşiline
Üçte yanar
Beşte uçanların mağaraları pazardır
Zaman karanlığını çeker
Yığınlı yıldız altında
Bütün bıçaklar bilerken kendini
II
Diyorum
Hiç dağıtmayın
Öyle durun gerisin geriye
Öyle dönün şu kavşaktan
Yolun ucunda benim gözlerim
Gecenin nöbeti
Benim gözlerim ne güzel uyuyor
Gözlerim uyuyor mu?
Kaç kere kaldırıp elimi
Dizime vurdum
Kalbim tuzluk
Göğsüme doğru akıyor burkina faso
Bir yere ait değilim
Rüzgar oyuyor suyun akışını
Kum yatağını
Ağzım çamur, ağzım çamur karaşin
Bir köprü kuruyorum Janis’in mezarına
Çırılçıplak
Blues ağladığımda
Bana bir tekile ısmarla diyor
-Summertime-
III
Yüzler var
Yüzün gözleri
Ormanın kıyısında kayın ağacı
Kışları döküldüğünde
Ağzım sessiz
Ağzım hep sessiz
Söz kendi duvarında
Gideyim diyorum
Ölmekteyim.
Neşe ve hüzün. Dans edelim lulişka. 😽
Varlık ve yokluk
-” bir an
ve sonrasında hiç ” –
..
seni anlaşılmaz bir yokluğa hapsediyorum
ateşin demirle harlanması. küller.
avucunda yağmur varsa
bana çiçeğin ninnisinden bahset
.
.
.
atlasların parçaları
bugün zorlanmadan baktığımız körlük.
kanatlarımız akçakavak üzerinde,
burada ölüymüşüz
rüzgar vardı.
/25062024 /


