Gioielli Rubati 237: Gloria Donati – Richard Reeve – Artemio Horla – SaphilopeS – Agnese Fabbri – Ana Daksina – Giuseppe La Mura – Isabella Scotti.

almerighi adlı kullanıcının avatarıalmerighi

Alla fine del ponte
.
Incerti.
Nella smarrita corsa
del freddo mattino,
quegli opachi profili.
Basse nubi,
solcavano il fugace
avanzare
dell’antico ponte.
Perso.
Come un eco sfiorito
tra il sospeso orizzonte,
si stendeva
l’arido paesaggio.
Muti.
Gli infiniti contorni,
tra le pieghe
di cemento
che lo stretto passaggio
disegnava.
Indefinita.
Come un miraggio
la fine di quell’
indeciso
viaggiare.
Poesie tra i
lontani alberi,
sussurri tra
il torrente ghiacciato.
Remota.
Quella dritta via,
perduta
nel morbido abbraccio
di una calma foschia.
.
di Gloria Donati, qui:
https://gemmedinchiostro.wordpress.com/2023/02/16/alla-fine-del-ponte/
.
*
.
Sono morto e splendente
.
Ho rubato questo titolo
e ho dimenticato dove.
.
Perdonami, non posso riconoscere
la necessaria attribuzione.
.
Sai
la nota a piè di pagina,
il collegamento ipertestuale.
Il detto dell’azione,
Non sono l’autore
di questa meravigliosa idea
e devi saperlo
e i miei sforzi per dirtelo
sono meritevoli..
.
Due cose.
Sì, sono un…

View original post 471 kelime daha

Tek renk

.
ey sisin iniltisi
dökülüş anı
kederini büyüten mezar doruklarında
sır dolu bir dilin ninnisini istiyorum
buluntusunu istiyorum.
bir kuzgun evini sırtında taşıyor.

yapraklar çığlık, dallarım
bahçemden kayboldu. bahçemde
hepsini cevapsız bıraktım.

Uyuyanlar

yer kabuğunun patlamasında
kış gelmesin
çiçeği kırmanın titreşimi.

mühürlenmek için hala çok erken
kader değildi
kanayan çatılar
etçil bıçağın altında.

başka ses
gel buraya bir tohumun hakikati rengini almış
taş üstüne taş
bakışlarım başka bir taşa takılmadan önce.

Deprem

Bütün kurtarma ekiplerine sonsuz teşekkürler. Böyle bir felaket dünyanın hiç bir yerinde yaşanmasın.

Depremde bir insanlık fotoğrafı. Yürekleri ısıtan güzel insanlık.❤️❤️

Morus nigra

belki  hiç büyümüyoruz
kar savuran avlulardan
annemizin sandığında hala kaçıncı kez çiçek açan ipliğine bir söz.

belki de havada savruluyor, düşü görüp, düşten kaçan
ve böyle bakıyoruz avuç içleri hep yara
kuzeydeki karahindibanın aldatıcı renginde vardı
ve ağ atıyorlardı hançerin izi,
apansız rüzgar.

kaburgamda gece, orada zar atıyorum
bir buluntunun kan akışında damarlarımız çatlayana kadar
bağırıp açığa çıkacağız
bakışsız ve şarkısızdık
neydi gölgenin ve suyun dilsizliği
buraya sızan büyümüşlük.

Epigram / çığlık

kendini saklayan yağmur
bu holeftia tepelerinde cinler top oynuyor
ve sükunetle sizi bekliyorum
merhamet tatlılığın kaynağı değildir
o kırık ağaçların iç çekimi
o sisler ve kulağıma çarpıp geri dönen ıssızlık
dili tutulmuş ay
kendini bitiren bir kurdun uluması
ve benim ellerim burada durmuşken,

başını nereye çevirdin sevgili kedim
nefret edilmiş  alacakaranlıklar
kılıçlar ve aryalar üzerinden
baçka bir mezarlık kimse bahşetmesin
ışığı kapattım
kimse bulamayacak tanenin gözlerini

Epigram / körlük

uh, yüzbin altın bağışlayacaklar sana
küçük kıçını kaşıyacaksın ve bir varsıl köpeği olacaksın
git ruhunu sat, esin perileri bir at bokuna bulaşacak
ve kıçın büyüyecek,

kirlidir yaratıkların evi
duygusuz ve bunca zaman ne iyi gelmiş
evet, evet
dört köşe donatılmış masalarda boynun şişmanlıyor
parlıyor altın dişlerin;

uh, cattuscuğum
yüz ver sıçanın götüne
havuza yönel ve orada bir güzel düzsünler seni..

Epigram / Taştaki söz

nasıl bakıyorsun, o kırık vazo
figüran parıltılar saçan bir öngörmüşlük
diplere in. yerin yerinden oynadığı
uzağa kaçmış kuğunun boynu
bir gürültüde  ezilmişlik vardı
yakıp kavuran bu güneş de değil
örülmüş kafes
yedi kupa şarap,  karanlığın elleri
ve baka baka döküyorsun o kurtları sökülen
eski deriler ve armağanlar
al götür
yanından ayrılmayan bu rüzgar ile
merhaba, ağzımda tuttuğum söz
son duvarın külü
az bulunur, az söylenir.