Yazar: saphilopes
Gırnata
hangi aynanın arkasındadır
rahvan giden bir atın boynunda
elini sıkılaştıran bu kırbaçlar
birinci bap
atları vur, atları vururlar
aynayı çevirin
bu hapishanenin karanlığında koşan gölgenin gözleri
hayatı küreklere koyup
gökyüzünü özünden koparacak
ve çığlık atacaksınız
oralarda
haşhaşların çiçek açtığı zamanı bileceğiz.
biliriz
dün
bugün
yarın
dişlerimiz keskin
gözümüzde keskinlik
bu karanlığın ellerinde
dirençleri kıran yüzümüz kayıp
bir ırmağın şarkısını dinleyeceğiz.
bu an granada
romancero gitano
gerçeğin dışına çıkalım maria
ikinci bap
bıçaklar hançerler ve baladlar
vurduk ellerimizi dizlerimize
endülüs’te raks
aşk ölüm yoğunluk
ne güzeldi lorca’nın elleri
ne güzelsin maria puder
ne güzelsin.
Derinden derinden
Hayat bizi savuruyor.
‘Annem hep gülerdi derinden derinden’
Kaç bap

Ben, Yakup, beni hiç kimse çağırmadı
Ve biraz hiç çağrılmamaktan yapılmış Yakup*
Edip Cansever*
…
Hayranım duvarda sabit duran tablolara!
Bir pencere ki perdesi yok
Dolabın rafları kırık
Dört yanımız, üryan sürgünlük
Sandalyeler
Ve ince evlerin ilahi yalnızlığı
Gırtlağımıza kadar batmışız yakup.
Bir kuş
Matruşkalar içinde iç
İçinde heykeller
Nakkaşlar
Kuzgunlar, şenlikler
Bugün de yağmuru beklemiyoruz
Kurbağaları dinliyoruz
Ve düşünüyoruz
Beş parmak, kol, bacaklar
Pişmiş kelleler, sığır kemikleri
Ve kedilerin çöpçülüğü..
Bağdaşmış karanlık
Burada oturup bakınıyorum
Suyun doyurucu yoksunluğu var
Odalar, odalarda küllükler
Ve çağırabilir misiniz yakup, yakup
Çarklar, dinamolar
Kampana çalan trampatalar
Zihnimizde bu şuur değil
O kadar çoktular ki*
Ve o kadar buruşuk kağıt parçaları
Ve biz hep kurbağalar
Kurbağaların arasında yalnızlar
Çağrılmayanlar
Ve her bir zerremiz..
Lilium
☠️🖤☠️
pallakschpallaksch
külünü çeken yaralar
bir çanak uzatır size
gecenin sırrı
orada bekler ve çığlık atar,
–bilsen, ne kötü bir düş gördüm dün gece–
bilirim..
bu kelimelerin arkadaşlığı
bir çığlığı duyar ve çizer tablosuna
karaşın gün
kabuklar ve irinler.
………
dedim;
düş göreni gördüm dün gece
bir frenk üzümüyle duvarları boyuyoruz
iyi olacaksın..
Kayıp
dar zamana bakan bu bahçelerin hafızası.
kedilerim dur diyor henüz dişlerimiz keskin değil
mezarlıklar ölü kuşlarla donatılmış
bürünmüş incelikler taşıyorum
düet değil
bedenin yavaşlamış hâli
ve uyuyamıyorum,
sokakların cızırtılı plakları
dokuzuncu köşeden dönen ben
masanın üzerinde sigara
kahve ve anayasa.
burada kimsenin yüreği yok lina’m
pencereler yabancı
üşüyoruz.
Magnoliopsida
valarus
emma’nın akşam yemeğinde
sana çok güzel armağanlar verebilirim
sürreal katır sidiği gibi
bu kasılmalar
bu iç karartıcı şeyler
beş yıllık kalkınma planları gibi uçacaksın,
ve zehir zıkkım borazan üfleme
daha büyükler
tohumu kurumuş kelime atağı
o kokuşmuş
incir pestili dillerin
keçi bokuna benzeyen o mortuaz sakalınla
her çiçeğe konabilirsin.
dün kolera günü
bugün
klamidya
sifilis
kasık biti
ve kediler
valarus, sana bir zar daha sunabilir miyim
tanrı benim bir planım var.

