Arva



Bir  kemane aryasıyla
Yukarı ve aşağıya  doğru yolculuk
Hareketli elk
Sekiz heceli biçim
Büyücü ve ayın tutulmuş hali gibi

Bir başlangıcın kuş gözlü yayları
Şamanlar ve kartal başlı insanlarını gördüm
Önce çizip sonra çiviledim onları kalbime
İğneyle diktim
Mitik kuşlara akıttım ruhumu.
.
.
.

Çok maskeler vardı Lina’m
Ayin sahneleri
Geyikler ve amur havzasında güneş sembolleri

Ölüm ve tekrar

BERBERİS VULGARİS

I

Nasıl felaketle başlıyor her şey

Yarı uyku kenarında kendime yabancıyım

Parmağım kesik

Giz söylenir aynasına

Bazı merdivenler var

Basamakları kırık

İnce

Uzun

Kırılgan basamaklar

Tutunup yaprağın titrek yeşiline

Üçte yanar

Beşte uçanların mağaraları pazardır

Zaman karanlığını çeker

Yığınlı yıldız altında

Bütün bıçaklar bilerken kendini

II

Diyorum

Hiç dağıtmayın

Öyle durun gerisin geriye

Öyle dönün şu kavşaktan

Yolun ucunda benim gözlerim

Gecenin nöbeti

Benim gözlerim ne güzel uyuyor

Gözlerim uyuyor mu?

Kaç kere kaldırıp elimi

Dizime vurdum

Kalbim tuzluk

Göğsüme doğru akıyor burkina faso

Bir yere ait değilim

Rüzgar oyuyor suyun akışını

Kum yatağını

Ağzım çamur, ağzım çamur karaşin

Bir köprü kuruyorum Janis’in mezarına

Çırılçıplak

Blues ağladığımda

Bana bir tekile ısmarla diyor

-Summertime-

III

Yüzler var

Yüzün gözleri

Ormanın kıyısında kayın ağacı

Kışları döküldüğünde

Ağzım sessiz

Ağzım hep sessiz

Söz kendi duvarında

Gideyim diyorum

Ölmekteyim.

Varlık ve yokluk

-” bir an
ve sonrasında hiç ” –
..
seni anlaşılmaz bir yokluğa hapsediyorum
ateşin demirle harlanması. küller.

avucunda yağmur varsa
bana çiçeğin ninnisinden bahset
.
.
.
atlasların parçaları
bugün zorlanmadan baktığımız körlük.
kanatlarımız akçakavak üzerinde,

burada ölüymüşüz
rüzgar vardı.

/25062024 /

İstiridye  uykusu

gelip durduğumuz  dar zaman hikayeleri
parçanın
parçalanmışlığa meylidir
saatin kökünde bir suskunluk uyur.

ötücü kuş
o kazanır
geceleyin acı hıçkırık
küllerin çiçekleri
ve kapımızın önünde,

senin gözlerini arayan
yanılsamalar…

buradan bakıyorum
ruhumun sarmaşığı
tozlardan bahsediyor
rüzgara sesleniyor,

hafızanın hançerleri
rakkase eden
ıhlamur yaprakları gibi

(.. sana adından bahsediyorum. uyumakta olan bir sözcüğün uyanışından bahsediyorum.. )

Eller ve zaman

/
karanlık bir anın görüntüsüydü
dedim ki
işte rüyanın parçası ve gezginin elleri
kemiklerin tozuna bulaşmış.

bir kutsamanın iğneleri
dağınık renk durumları
zamanı geldiğinde kelimeleri topla ve uyan

tozunu oraya götür.

/
uzağımın fısıltısı
sana acıyı kim öğretti
kabuklar ve yaradan ibaret,

o yaprakların ardındaki rüzgar
sanki hiç konuşmamış gibi.
sanki mermerler çığlık atıyor.
……