Bazuka

bir hıçkırığı vardı beyaz sapların ve parlak mermi altlarında ne varsa orada durup
karanlıktan bahsediyorum,bir eğreltiotunun kanayanı içinde taşıyıp konuşması..
.
.
sonra bir şey kırılıyor
koyu ipliklerden çekilenler
ve böyle uyanmak zorunda olanların kalıntılarında ağzım paslı
henüz ay inmemişken yüzüme, tanrının hiç fısıltısını duyuyorum.

,,,

belki de..

su geçirmez kabuklarda uyuyoruz canım benim
bir figürün kalbinde uyuyoruz
ve bulmayı öğretecek kimse olmadığında
tohumun kabuğunda çatlak
hala birbirine değen örgüler varken
soyunup kopyalayacağız kendimizi
ve yeniden zar atacağız…

Delilik volüm I. Koni’nin not defteri


Hahhhhaaaaa, haaaaa. Sizin karşınızda dilimle  ağzımı  temizlemeyi seviyorum. Hatta bundan büyük keyif alıyorum. Siz de tuhaf tuhaf sanki en pislik benmişim gibi bakıp duruyorsunuz. Hahhha. Bakışlarınızla beni rahatsız etmeye çalışıyorsunuz. Minicik  beyninizle beni güvensizleştirmeye çalışıyorsunuz. Benim güvenim tam yerinde duruyor. Acaba siz güvenli yerde mi oturuyorsunuz. Hoş çok da umrumda değilsiniz. En güvenli yerlerin küvetler olduğunu sanıyorsunuz. Lakin bir de sabun meselesi var. Şimdi sıkı durun sabunun üzerine basacaksınız ve hepiniz birer birer kayacaksınız. Hahhhhaaaaa. Önce kötü kokan evlerinizin içine bakacağım. Döşemelerin altındaki kokmuş cesetlere bakacağım. Hepiniz şahane kostümlerin altında kokuyorsunuz, insanın kanını donduracak pislikler yapıyorsunuz. Hadi itiraf edin, ağzımı dilimle temizlerken sizi ve bahçelerinizi açığa çıkaracağımdan öyle çok korkuyorsunuz ki sıtma nöbetine tutulmuş gibi titriyorsunuz. Hahhhaaaa. Televizyonunuzu kapattım ve sizi kanepede seks yaparken yakaladım. Hahhhaaaa. Cicişlerim. Hahhhhaaaaa.

,,,

Hahhhhaaaaahhhhaaa anoreksiya ve psikopat tarlama hoşgeldiniz sayın cici seyirciler, alışılmış konuları konuşmak istemiyorum sizinle. Hahhhhaaahhhhaa yaratıcılık ifadesi ve yüzlerinize öyle bir tekme atacağım ki katil fotoğrafçı Glatman’ın suratına yapışacaksınız. Bunu niye mi yapıyorum. Çünkü canım öyle istiyor ve booomm hastalığına yakalandım. Vücudumun dengesi oyun kartları gibi. Böbreklerim, bağırsaklarım, kafatası ve ıstakozlarım çok acaip çalışıyor. Haaaahhhhhaaaaa ağzımı dilimle  temizlemeyi seviyorum. Üstelik polaroid fotoğraf koleksiyonum var. Hepinizi duvara yapıştırdım. Hahhhhhhaaa 
Haaaaa haaaaaahhhaaa.. Doksan dokuz, yüz…

……

Art. Pieter Huys

Birinci sayfa / vertigal

bu gece ağlama  lina’m
hizalanmaya ihtiyacım var.

biliriz masaların çiçeksiz baskıları ağrılar yaratır
gözün dikeyi
burada birisi yağmuru titretir,

dar kapılardan daha hüzünlü
buluntusunu arayan gölgenin çığlığı

ağızda eriyen duygular gibi eşleşmiyorlar
karanlık durumların soyunma anında,

böyle söyledi zerdüşt.
sana böyle söyledi…

güller uzasın diye


ben mişim—neymiş?—su sesiymiş
oymuş—cam kırıkları gibi gövdemi yakan “

/

karahindiba senin ucuşun ne kadar güzel
edip’in sofrasında ölü somonlar gibi
suyun renginden geliyoruz
kırmızı yok oluşun ustalığı
demircinin tokmakları
bir fondip
çekip uzanan kılıçlar aşkına.

havayı delip suyun çeliğe aktığı dans
olası
ellerimi bırakabilirim
ve unutulmuş rüzgarın havarisi
ağzımda derin gülümsemeler
buzun rengi biraz sonra ateş tutuşturacak;

avuntu için değil
içiyorduk
bir seferde alıp götüren
tanrılar kılıçlar aryalar
ve bölünebilirlik
kaçıncı kez çiçeğe duran yürüyüştür bu.

Zehirli mantarlar

bu benim gotik ruhum.
ve etçil dişlerin.

***

bildiğimiz yol
antik taşlara bakmıyor, kiraz ağaçları
tepeden tırnağa kan
oldukça zehir döküyoruz.

***

düz çizgi yok, haz ve acı
çatlamış ay ışığının aryaları
bana bahçeye çıkmamamı söylediler.

(  ilahi istek. bahçeye gittim )

Başlıksız bulunduk



elimde iğne
yalnızca makas uçlarında
daha belirgin sert kesişler
ve baygın gözlü kedilerin gözlerini dikiyordum
yalın biçimli seramiklerden motif dokularına
ton değişimine uçuyorduk
ve düşüyorduk
düşsel silüetler işlediğinde
uzun bir fırça vuruşu..

sonların bir armonisi vardı
yirmi dört saatın anlatım gücü
yani sololar
korolar
eksilen ve artılanlar gibi
ışığa dönüşmüyorduk
betimlenen toz kasırgası
sözünü ettiklerimiz, ayın arya vakti
koyu bir mağara ve sanrılı terzinin ellerinde
likornlar
aşk ve psykhe
bir bozguna uğramışken

burada duralım laros
ne görkemli yollar alfred kubin illüstrasyonu
yağmur  altındaki bahçeler
kılıçlardan
ölümlerden ve tanrı’nın sineklerinden ibaret.
….

tablo. alfred kubin






Kaybolan

….

birtakım çizgiler karıyor taşın sesi
gelecek, geçmiş ve  kumlu labirant
kim durdu avlularda.

ısla raton’da suyun kayıp  armonisi
nasıl işitilir ay ışığında
motiflerin ve kılıçların dilsizliği
gölgemize bakıyoruz
sırtı dönük.

belki  zamanın kabuğu,
sıskacık boyuna bağlanmış hafızanın çan eğrisi, kim eviriyor bizi, buluntusunu arıyor,

madrigal söyleyen metamorfosis

karanlığa devrilen ellerim
parmaklarımın iğne uçları
hep böyle dikerek söküyor,

sanskrit atlaslar, atlaslara bakarak.

…..