Kalbimin kuzeyi

En sevdiğin müziği açtım
Sen çabuk iyileş babam
Yine kafa sallayıp  horon oynayacağız
Yine bir karahindiba uyanacak
Annemin elleri.

Bugün karayemişe gittim babam
Senin için
Değirmenin yanına
Sisli bir bulutuna

Bulutun arkasından  güneş doğacak yine
Yine dans edeceğiz babam

Yine şarkı söyleyeceğiz.

Sonra

bir çiçektir
tanrının İncecik elleri.
/
kalpten tasarlanan avlularda konuşuyorduk
soyunmuştuk
dalda yaprağın ardında hiçbiri

bir van gogh sarısı bizi  uyarıyor
zamanın kumu
kabuklanmış cevizler ve konuklar
onlar da dans edebilsinler diye,

sırtım dönük
aynada pazar

halil cibran da köklerinden yükselip
acıyı öğretiyor
gerçekliğin parçalanması
bronz halkalardan akan yağmur gibiyiz,

hafızamın genişliği..
beni bir taşa çarpıyor ve kırılıyorum.

Ignis

en kavranılmaz olanın içinde uyur
sessiz bir çiçeğin  çığlığı.

ya da ateş yeminindeydik
küle sarılmış  
acı yağmur
kırık kadehe sonbahar değdiğinde
dağılır kum.

belki bir rüyada irin toplayan gözçukurlarımız.

yara izinizden öpüyorum
karaşın yapraklarda duran o hançerler ve parmaklar.

susurri


gelip gördüğüm bu küfyeşili bahçe
mühürlenmek için ve yolculuğa hazır
taşa çizilmiş taş gibi
eğer uçacaksam
kumdur
trampatalar
kahverengi değil. ne de başka bir renk..

.

bazen bir keşfi beklerler
donuk yas perdesinden fazlası
karanlığa nostalji
ve dolaşmak isteriz
bilinmeyenden ötekine
ve gidene kadar
geceleri hep kleist okuyup intihar ederiz
orada
haşhaş ve bellek
orada, kim kaybederse dilini
kim keserse parmaklarını..

,,,

şimdi gözlerimin körlüğünde
biraz hava al ve dans et
boynumun kovuğunda uyu.

tasvirlerin intiharı

irkilmesi vardı çiziklerimin
bir siyahın içinde
iğnelerimin rengi
incelmiş bileklikler gibi
hafızanın soğukluğu.

ve bilirdim
kuyuların göğsündeki gül vaktini
eğildim
sureti azam
parçalanmış bir kitapta
sana baktım
kendime baktım…