Her sabah aynı manzara, aynı usul telaş. Karşı balkonda yine o çamaşır asıyor, gökyüzüne asar gibi umutlarını. Parmakları yorgun, hareketleri usul. Adı Perihan Abla. Belki de hiçbirimizin gerçekten tanımadığı, ama her gün gördüğü kadın. Bazen çamaşırları rüzgârdan savrulur, eğilip toplarken yüzü bir an görünür: çizgilerle dolu ama hâlâ bir yerinde çocuk gülümsemesi saklı.
Sabahın köründe markete gidiyor, çocuğunu okula hazırlıyor, merdivenleri inip çıkıyor. Kimse sormaz ona “Nasılsın Perihan Abla?” diye. Belki de sıradanlığın ağırlığı sessizliğe dönüşmüştür. Sonra balkonun gölgesinde kaybolup gidiyor. Herkes onu görüyor, evet. Ama kimse onu gerçekten görmüyor.
O evin duvarları beton değil aslında. Dar boğazlar onlar, nefes almayı zorlaştıran. Tavanlar alçak, pencereler dar. Ama en dar olan yürekler. Radyodan hâlâ ölülerin nefesi geçiyor frekanslara; bir zamanlar bu sokaklarda yürümüş, aynı umutları kurmuş, aynı hayal kırıklıklarına uyanmış insanların soluğu. Eski bir transistörlü radyo, teypte hışırtılar. Ölülerin nefesi değil sadece, yaşayanların iç çekişleri de karışıyor frekanslara.
Kapatamıyorum o radyoyu. Çünkü kapatırsam, Perihan Abla da gidecek balkonlardan. Ve balkonlar bomboş kalacak, tıpkı içimizin o temiz tutmayı unuttuğumuz avlusu gibi.
Resim.web.
💞
BeğenLiked by 1 kişi
🌿🌻🙏
BeğenBeğen
💜
BeğenLiked by 1 kişi
Bırak radyo açık kalsın.; duyanlara unutulmaya yüz tutmuş şeyleri hatırlatır. Belki, dönüşülmekte olunan şeylerden kurtarır.
BeğenLiked by 1 kişi
Dönüşenleri silivriye gönderiyorlar dostum.🙂
BeğenLiked by 1 kişi