
sonra kaseti koyduk
cam gibi eklemleri vardı
doğulu bir abdal’ın göğüs ucunda
karanlık ve acı
Hep geri gitmeliyiz
timsahlar kuyruğunu kaldırmışken
İskambil kağıtları gibi dağılacağız
palyaço maskeleriyle
bir kıymığın etrafına dolanan ceviz kırıcıları
bir havayı taşırlar
ve zaman kabuğunda şeritleri koparan
mağrur bir siluet
eğilip boynumu öper
…
sevgilim
boğuk tuhaf bir ses gibi
karla dedi
bazı geceler bir kızılderili gibiyim
kuşanıp mızraklarımı
dudağımın yarasına bastırıp
bir kuğuyu indirdim göle
vakit iniltili, hiç sesi gelmedi suyun..
Fotoğraf, Max Klinger
quindi mettiamo la cassetta sul capezzolo di un Abdala orientale con
articolazioni
vetrose
scure e amare
Dovremmo sempre tornare indietro, mentre i
coccodrilli sollevano la coda, ci
disperderemo come carte da gioco, i frantoi di noci avvolti attorno a una scheggia con
maschere da clown trasportano un’aria e una silhouette orgogliosa che rompe le strisce nel tempo si piega e mi bacia il collo…
la mia cara
rauca come una strana voce ha
detto con la neve
alcune notti che sono come un indiano , ho stretto le
lance nella
ferita del mio labbro e ho
abbassato un cigno nel lago, il
tempo piagnucolava, l’acqua non ha mai sentito …
greetings from Italy
BeğenLiked by 1 kişi
Grazie mille
Saluti dalla Turchia
BeğenBeğen