Belki

Belki ikimizden biri yüzünü verecek boşluğa
Sürgün gölgeli bir gözyaşı..

/

Bu kapı
Bahçeyi çeken sert rüzgâr
Kabullendiğimiz saat sonları gibi
Camlara vuran kuşlar da
Yüksek duvarlardan geldiler
Değil artık
Renkli bir film
Renkli tablolar, ne de katlanarak büyüyen iplik uykusu

Bir göz çukurunda yırtılıyor afişlerimiz
Dilleniyor içimdeki kelebek diplerde.

Bak
Yağmur makaslı bugün
Yüzümüz
Kör noktanın sökülebileceği kadar küçücük
Buradayım
Dalların uzandığı toprak mevsimi
Üstelik ay çıplak
Ve sarhoşum,

Mum akıntısı bir gecemiz var
Tuzlu asitler yakıyor deniz kabuklarını
Beş öte solgun sokak lambası
Baktım
Dönüp durdum dut yaprağının üzerinde
Bin yıllık uykudayım şimdi
Örülmüş bir koza…



Yorum bırakın