duvar molaları çok çığlık atıyor, keten lifleri, yarasalar bin yıllık göz, mağara ve figürler.
…
taşta taş kar kristali öğütüyor karanlığın ağzı bir yelkenli çıpasını derine vurup beklemekte bizi, orada kendi kanatlarımızı yiyoruz bir nehir hıçkırığıyla yas tutmak yakışmıyordu bize biraz daha yol oluyorduk traş bıçaklarına, derinliğe ve kedi buğusuna.
//
ah
aşağıda limon ağacı, mezar sessizlikleri var lacivert gölgelerimiz yüzümüz kayıp yüzümüz kadim zamanlar ve gitare..
Buraya bak Ne biçim gün kararıyor bir bilsen Memotix AQ mometazon furoat monohidrat süspansiyonu bi güzel çektim Ben kafama çektim Kustum Kustum Burnum sizi kustu, yüksek taşlığı kustum.
/
Ah zavallı çalıçırpıllarım Mağara kokusuna bakın Ah zavallı Citrullus’um Bütün ağaçların dibini kazıdın mı Kaz, tepeler sana yakışmıyor Pek bi solucan var bağırsağımda Sana çiçek de verecektim bugün kokladım durdum, Kokladım ama bir türlü veremedim Avia’m dedi ki koklat ama sakın verme Vermedim Lakin bir gram bi isbitiren aldım sana Oturdum kış armudunun altına Henüz olgun değil yemişler ama arılar sarı Kusmuğum sarı Bu gidişle armut olgunlaş ağzıma düş diyemem dağın tepesine canım sıkıldı Tarlaya yürüdüm korkuluğu doğru, bizim gölgemizi de Poe’nin kuzgunları oymuş.
Citrullus kafayı topla gel, olmasa yuvarla bu vampirella’ ya sulu cepkenli kırmızı olsun Makbuldur. Sevablı mücerrep olunur, Hahaaa hahhhaaaa mücerrep olunur..
Anlatmak gerekiyor Sayısız uyarı, hep aynı noktada açılmış göz Paris sıkıntısı gibi intihar Yeniden oluşum Manet’in öğle yemeğinde çıplaklık Suç Bulut Bütünün parçaları rapsodik ve düzensiz akarken
Sevgilim sen neden tembelsin öyle Banyo suyunda Arzu kokan beyaz bir gülü görmüyorsun Orada Kökler bahçeye benzer Kumaşlar sessiz ve yığılgan, gör bak Limon ağaçlarından karanlık geçecek Başka şey değil Bu bizim biçildiğimiz.
kendi çağına gidecek karanlık kırmızı ve güzel bir bahçeye sahip mi bilinmez dağ suyunun bir çukurunda dedim Lina dağın çukurunda eve git ve atlas direğinde sakın kaybolma,
uykuluyum, yüzün ve kendi yüzüm saksafon çarpı pornografik materyaller bu göl bu çürümüş her şey üç veya beş solucan ötesi bir esinti…
Bir göz O dağılmış karahindiba gibi Geceleri uluyanlar Ağırlığınca taş duvar ses La minörleri dökülen ağaçlar üzerinde Gövdesiz Köksüz Ve esir kamplarında bir alay apoletli yılanlar sürünürken,
Göğsüm bir karanlığın orta yerinde Şahideler geçiyor parmak uçlarımdan Figür ustaları Yapıcılar bir şiirin mateminde Bahçeyi kazıyor Güneşsiz iskeletleri açığa çıkarıyor.
Dayanmaz Baygınlık geçiren göz büyümesi Yalpaladıkça çözülür gövde Kimse koruyamaz damarların kanamasını Katlanıp kendi içinde harf harf.
Güzel bir yaşam duyarsız gölgelerden Kaçma isteği Solucanlar ve yağmur çürüdüğünde Giysilerden soyunan dalgalar gibi Uzanacağız Ya da yalnız devinimin kucağıdır gece vakti Memelerinde düğümlü şeyler büyütür Makas İğne İplik Böylesi iyiydi Çok daha iyi
Anne uyan Gel çıkalım tepeye Karlar eridi, göründü çürümüş yapraklar Ve Badara’da bir bulut
Anne Bir ay doğar, ay tuta Gecenin telaşlı kanatları Doluşup gelir lacivert Kartal başlı ejderhalar gelir Ve ey ğormoti Sana seslendim pelitlerden Kendi içimde kaynayan her şeye.