Kedim Lulişka ile bir şişe şarap içip sızdık. Hımmm, Hank Chinaski o şair olur kendisi. Şiirleri okur ama yandan bakıp karizmatik takılır. Hahhhaaaa severiz senin karizmatik bakışını hahhhaaaa, karizmacat hahhhaaaaaaa. Karizmatik hahhhaaaa.
Yazar: saphilopes
Burkina Faso’dan Nebraska’ya
seni bir istiridyenin içinde öpmek..
nebraska’ya bağışlanan kılıçlar kadar keskin.
,,,
ve bir at koşar
sessizliği büyütüp hayaller kuran
o kayıp laleler arasında
o kayıp zaman kabuğundan şaraplar sızdırarak
o hamlet kıyafetleri
göğe bakan şamanitik,
yalnızlık varsa büyük kırmızı ejderhalar da var…
yalnızlık varsa, bir feragat, beter böcekler
tanrının anlamsızlığı
gölgeden kopuşlar,
ve bizim fazla çoğluğumuz sıradan değilken
yaşamı iptal eden çürümüşlük var ağız içlerinde.
hiçbir çılgının yeniden yazamayacağı kadar öte
dipler
ağaçlardan ve astarlardan..
gerçek yabancılar olarak sökecekler bizi
bak. tramvaylar her zaman oralarda çığlık atar
çığlık atar
tavan arasında uzanmış seyyah
tuval kabuğunda yatan nü
peter gundry, m’den a’ya ulysses
burkina ve nebraska…
Janis gibi
Alçak Carcilya,
Yüksek dağın arkasında uyanmak
Beyaz atın pisliğinden daha kirli
Ve kutsadığımız kamışlardan karanlıklara doğru, böyle bir ruh halimiz varken
Birbirine armağan ettiğimiz şeyler örümcek bağlamış,
Neden el sıkışmıyoruz seninle
Ve neden regl olmuş halime rutubetli çayır diyorsun
Oysa çok hamaratım
Ve güzel hamurabi yaparım
Ve çekip boynunu bir güzel de öpmek isterim
En ağır yıkımlardan daha zehirli
Bu soğuktan ve açlıktan değil. Bak
Kozada ölü bir anevrizma gibi
Ne güzel akşam
Janis bile mezarında ne güzel uyuyor
Uyu Janis
Carcilya’m gibi
Tüm avluların ayışığında
İğnenin derisinde ve kan çiçeklerinde
Bu kadar iyi
Bu kadar Janis gibi,
,,,
Sevgili Carcil’m
Islak ağzından öperim
Donmuş hıçkırığından
Ne kadar rutubetli bitlerim varsa sana gönderiyorum. Onlara iyi bak
Benim tatlı Carcilya’m
Sappho’nun kahvelisi ve altın dişlisi..
…
Art Artist Kasia Gawron
gioielli rubati di almerighi
C’eravamo promessi poesia,
ma è arrivata presto la sera con il suo fare,
mille auto sulla strada e la polvere.
Un traffico d’incombenze da assolvere;
peccati da scontare a prezzo pieno.
Non c’è tempo; non è questa l’ora.
.
Poi, nello svoltare un angolo d’improvviso
il tuo volto e le stelle dei tuoi occhi
la promessa mantenuta.
.
di Angela Greco, qui:
https://ilsassonellostagno.wordpress.com/2021/10/03/angela-greco-angre-due-inediti/
.
*
.
tiritera del tre
.
Tre, numero dispari perfetto
scartata la solitudine del primo,
sempre tre moltiplicato per uno
triangolare la superfice primaria
stereoscopica la terza dimensione,
terzo l’occhio di lungimiranza
trina la divinità anche se unica.
Il tre miagola se estratto a tombola,
la sequenza Tribonacci, il gioco del tris,
tre briganti e tre somari, solo tre
varianti nel tricolore, nell’insalata
quadrifoglio senza un petalo,
le aperture a luce di una trifora,
i soldi dell’opera brechtiana,
tre i rebbi di Nettuno, i componenti
di un trittico, gli arti del triscele.
Non c’è due senza tre nell’offerta
e nell’accadimento da evitare,
tre per centomila i passi sulla strada
per liberare il sogno dalle catene.
.
di Daniela Cerrato, qui:
https://ilmondodibabajaga.wordpress.com/2021/10/05/tiritera-del-tre/
*
.
A terra (Kiyida)
.
Poi penso al blu
senza cercare un fiore nell’acqua, forse i ricordi della felce.
.
Prestami, il momento che ha preso fiato e ha circondato tutto, eravamo morti e il vento era attutito.
.
Il fondo, tutto e niente marcisce
Lanciamo lame dei pugnali e delle urla di notte
In modo che possiamo essere smantellati di nuovo di notte
Dormiamo, il tulle è bianco.
…
Mia Lina, ora questa primavera sul tetto è rara,
non dare i tuoi occhi a nessuno, comunque
conta fino a cinque
Fai crescere gli steli della notte
e i tuoi occhi.
.
di Saphilope S., qui:
https://sapholipes.home.blog/2021/10/04/kiyida/
.
*
.
Sono la Violenza delle mie profondità
.
Mi sono scoperta cosi.
.
In affanno d’amore
con la rivoltella alle tempie
e un grido
(buio misto rabbia)
a saldarmi le ossa.
.
L’eco della mia pelle
è pietà
fatta carne.
.
Misericordiosa e puttana
questa nostalgia
mi ricorda lo sfiorire dei miei pensieri.
.
di Isabel De Santis, qui:
https://battesimaleferita.wordpress.com/2021/10/05/sono-la-violenza-delle-mie-profondita/
.
*
.
Non è semplice
.
La confidenza
sì, il corpo mi batte dentro
Mi dice spesso cose da innaffiare
Bisogna aver trascorso tempo per andare insieme
A volte lui brontola nella pancia
.
Allora lo metto a gambe allungate
E gli parlo con le mani
alla prossima svolta starò attenta
d’agire in sintonia
.
Il ruscello liscia i suoi sassi con dolcezza
Li rotola, li sposta, li sistema
Affronta lento un discorrere, svolge le pieghe del letto
.
Avere due teste e sapere chi siamo non è semplice.
.
di Nadia Alberici, qui:
https://sibillla5.wordpress.com/2021/10/05/non-e-semplice/
.
*
.
Pastore Aberrante
.
Le parole e i numeri
fummo consapevoli delle composizioni celesti
che il cuore rifletteva con simboli
e gesti rituali come se la poesia
dedicata al sole
in realtà fosse originaria della Terra.
All’interno del cielo nacquero figure geometriche,
ellissi pensanti, recanti voci dell’alfabeto,
creazioni esplose apparentemente monche.
Piegato sul tuo sesso io pastore aberrante
posso grattare la corteccia e incidere il tuo nome
a ricordare che quello ch’è scritto qui in basso
è intagliato sopra la scorza d’ogni stella.
.
di Claudio Maria Zattera, qui:
https://www.facebook.com/claudio.zattera.1
.
*
.
Casa in demolizione
.
Resta il rosa antico steso
sopra la parete d’una camera da letto
e il verde salvia forse del tinello
pallido indizio – sabbia dentro la clessidra –
per chi ha negli occhi il rosa spento
di quei coppi, presto disperso
tra il vivo di quelli nuovi.
.
Tracce sbiadite di progetti.
.
Un cane si rizza in piedi alla catena
il vomere accantonato arrugginisce
a fianco dei gerani della passata estate
che ingialliscono dentro vasi sbeccati,
un buco nero oscura il forno per il pane
il pozzo è un contorno di mattoni
privo di carrucola e di secchio.
.
Mani dell’Est accendono nazionali senza filtro
nascoste nell’ala del cappello, scrostano
i mattoni dalla calce e li incastellano
a mucchio come dentro gli ossari.
.
di Luigi Paraboschi, tratta dal libro “Tra due parentesi e un punto di domanda”, reperibile contattanto l’autore (paraboschi3@gmail,com)
qui
https://ilmondodibabajaga.wordpress.com/2021/10/09/poesie-di-luigi-paraboschi-2/
.
*
.
Come giubbino.
Abbandonato alla condiscendenza
Degli appendini
Di un qualsivoglia locale
Ordino, senza comandare,
Ancora un paio d’ore
D’assenza da me.
Dal mio progettare.
Dal desiderare.
.
di Ed Warner: qui:
https://www.facebook.com/EdWarner.Words
.
Ne diyorsun İseut
Monoloğum geldi. Greeeeeev, heyy nooo evrebadiiiii, dıdıdıd dıdıdıd dıdıdıddı , onu kasaptan çıkarken gördüm. Elinde büyük bir balta vardı. Beni görünce dıdıdıdıdıtt dıdıdıdıtt titremeye başladı. Niye titriyorsun diyorum. Çayı şekersiz içerim diyor..
…
Onu asla alıp okumama izin vermiyor.. Ahşap masa üzerinde duran romana öyle kapaklanmış. Kedim diyorum Maria Puder’e aşık..
…
Ben Frengili Marla, seviyorum yüzlerinizi lan, yüzlerinizi çok seviyorum. Yüzünüzdeki deriyi ayak parmaklarıma dikiyorum, bir nevi kösele vazifesi sağlıyorlar. Siz öptükçe bir şeyler hissetmiyorum inanın buna. Çünkü kendi yüzünüzü öpüyorsunuz, evet kokuşmuş cüzzamlı yüzlerinizi ve fahişe ruhunuzu öpüyorsunuz..
Buyurun ayak topuğumdan öpün. İçimdeki hayvanı göreceksiniz.
….
Gelip yaptığım tablolara baktılar. Biri histerik krizine girdi. Diğeri kirlenmiş dedi. Bir diğeri boynumu şişman çizmişsin dedi. Bir diğeri dudağını büzüp uzaklaştı. Bir başkası deli misin diye yüzüme haykırdı. Ben de sessizce yüzlerine gülümsedim. Evet deliyim ve delilik bir sanattır. Evet konuşmadım hiç sustum. Anlatmak sıkıyor beni..
…
Gitmek. Belki de hiç gitmemiştik. Gider gibi yaptık. Belki de gözlerimizi sırtımızdan çekip kaybolduk. Kimse kimsenin derininde değil. Derinlik sandığımız şeyler bir denizin hafif oynak dalgalanışı ve onun sana yaklaşması yüzünü yalayacağı anlamını taşımaz…
Öyle değil mi
Böyle değilse nasıl. Öyle veya böyle.
….
Aptal, şu kanayan sağ gözümü görmüyor musun. Söyle görmüyor musun?
Görmüyor musun lan, sıtma kırmızısı akıyor gözlerimden.
Nasıl?
Nasıl mı?
Hahhhaaaaa koca bir sene yağmur yağdı. Mantar altında küflendik, yeşerdik, yeşerdik, küflendik. Haha hahahaa sperke balığı şarkı söylüyor. Hahhaaaa, mutfakta çay, biraz beskevüüüttt, peskevütt diyorum lan, biraz yağmur karası çorba, biraz da blues ve marangozlar..
🎺🎶🎶🎺🎶🎶🎺
Kıyıda
Sonra maviyi düşünüyorum
Bir çiçeği aramadan suda, belki de eğreltiotunun hatıraları..
Bana ödünç ver, bir nefesi çekip herşeyi çevreleyen an, ölüydük ve boğuk sesliydi rüzgar.
En dip, çürüyen her şey ve hiçbir şey
Hançerlerin ve çığlıkların iplerini çekiyoruz geceleri
Geceleri yeniden sökülelim diye
Uyuyoruz, tül beyaz.
,,,
Lina’m, şimdi seyrektir çatının üzerinde bu bahar,
Gözlerini yine de verme kimseye
Beşe kadar say
Gecenin saplarını büyüt
Ve senin gözlerin.
Frontal
/
sevgilim şarabın şakası yok
beynim ağır ve uyuyan karıncalar gibi duvarların saf sanatsal afişleri olmayacak bizi biraz öp ve marilyn monroe doğuralım
Güzel bir laledir ölüm..
//
bir tek yabancı
bir de schrödinger’in kedisi
tatlı karanlık ve senin için susadığımda
baştan sona parşömenler
resim ve masal adına çırılçıplak
kalabalık ortası bir yaprağı solumaktan öte
trampatalar çalsın
ağaç kütüğünden gözleri tanrının
ve tepside patlıcan kebabı.
///
kan kırmızı parmak çizikliğimiz
kırılıp dağılıyor ve neyi bilirken su uykusu
kunduz baş, metamorfosis
birinci bölüm beşinci sahne
yine de yort savul’lar ve ece’nin sanskritçeye çekilmiş atları gibi
geceleri orospu
aynada pazar…
Cervus Noctis
” Evet kimsesizdik ama umudumuz vardı
Üç ev görsek bir şehir sanıyorduk’ *
Turgut Uyar.*
….
I
Karanlığa ağzımızı açıp
Bağırdık
Bağırdık ama dans eden yoktu
Yanılgıdan ibaretiz.
II
Bu uğursuz
Zuhuru bekleyenler, yazık
Nasıl ölü topraklarda ve kör gözlerde
Diriler, deriler, aynaları unutanlar
Tekmil tekillik
Sureti muazzama
Usanmış
Soğuk
Ve sarsıcı taş avlular
Hep jestleri taklit ederek
Nasıl da ağırlaşırdık
Nasıl da ağırlaştılar..
III
Belki
Underground, Burkina Faso, içimiz iç
İçimiz kuru, hain ve kurdumuz aç
Yani birdenbire
Lokmalar ve mülteci korseler gibi
Karaşın
Tozunda toz ne kadar makbulse
Geyiğin de yırtıkları vardı, biz de çok korkuyorduk..






