Suyun saati

bir fısıltı eşiğindeyim.

paslı tenteler, unutulmuş evinde kanayan
ve inziva sabahında usta gezgin.

sana durmanı söyleyen bir fırtına değil
hiçbir hamam böceği çatıda kalıp saati beslemez.
karanlık mucizelere inanıyorum
toz haline gelmiş mor giysiler
seni bağlı kılar, bir ölüm taşır paranteze..

resim-saphilopes

Herkes ve hiç kimse





suskunluğu vardı bazı adamların
sandık ki
yağmur hiç yağmayacak buralara
özgün mutsuzluk 
gece  uykusuna uzanmış onmaz bir hastalık gibi
elini yüzünü gömen bir kış.

susuşu güzeldi bazı adamların.

bazı adamlar
göğün yedi katına çıkan bir kam
orada toprağın tamtamı olacak
vaktiyle mavi nehre küsenler
mağara ağızlarında bir rengi emecekler
orada kendi dönüşüne son veren ermişlik hali
şarap açıp yığılacaklar güllere.

oysa son gül kasım ayında açmıştı
boşluğun inanılmaz şenliği


sonradan pazardır
rüzgâr bile susmuştur
otların üstünde.

Gioielli Rubati 244: Donatella Pezzino – Gary J Steele – John Coyote (John Castellenas) – Roberto Fontana – Diacono Massimo Caccia – Laura Segantini – SaphilopeS – Grazia Denaro.

almerighi adlı kullanıcının avatarıalmerighi

Linfa d’autunno
.

Foglia sgualcita, trasvolo lungo il fiume

dove l’acqua
ha le tue braccia, e un retrogusto

di lacrime mentre mi accoglie. E’ lo stato larvale
della farfalla che rientra nel bozzolo, e che s’appaga

d’ovattato niente, rinunciando alle ali che ha bruciato
tra il calore del grano maturato al gelo

e il profumo struggente di un giorno che non torna

.
di Donatella Pezzino, qui:
https://stanzadeglispecchi.wordpress.com/2023/04/05/linfa-dautunno/
.
*
.
Ho detto a me stesso
.
Come mai ti sforzi così tanto
a cosa serve esattamente
hai così poco qui.
Dove lo spaziotempo è un fiume
tutta la conoscenza umana
una barchetta
cui ti aggrappi.
Prova a incidere il tuo nome
un cuore d’amore forse
immagini stupide
e guardalo volare via.
.
di Gary J Steele, qui:
https://steele646.wordpress.com/2023/04/04/to-myself-i-said/
.
*
.
Sei bellissima
.
1- I nostri figli sono stati assassinati nella nostra scuola. Insegnanti meravigliosi sono stati uccisi…

View original post 1.040 kelime daha

ötekiler

ve duyuyorum
karanlık çağrım sanskrit atlaslara düşüyor
geçmiş kayıt
aya ve ölüme güçlü bir yılan
küller doğumlar ve günahın papirüsü
ve acının olduğu yerde halil cibran yağmur gibiydi
açın sırtımı
tozun rengi bu.
tozun dansı.

kar,
boyalı kuş savuruyor avlular
ateş kül sekiz kez resital vakti
kan sızan giysiler ve buluntunuzu istiyordum
neydi
bölünebilme isteği
ardıç dibine düşecek olanın hikayesi
çıplağım.

Delilik monologları

”Burası tek kişilik perdedir zaman nerde durdu ki
Duvara konuşuyorum bin parça ruhum”

……..

Gece /

Bu gece söndür ışıklarını
Korkmayalım
Avucumda serin bekleyişler var
Yağmur yağacak
Kalbimin gürültüsünde cırcırböceği
Öpüşelim mi?
Rüzgâra açıp saçları bağıralım
Ve terleyelim sen gelince.

Ruhum /

Bu gece dolunay zamanı
Arınalım gidelim mezarlıklara
Ölü ruhlarla  sevişelim
Sonsuzluğa
Bir orkestra gibi karışalım seslerin fısıltısına
Bu gece dolunay
Bu gece delice
Sen ve ben
Bu gece

Cehennem olalım /

Kimse tanrının parçası değil 
Kimse kimsenin parçası da değil
Sadece ölümdür sahibimiz
Acı çekelim ve özgür olalım
Sırf bu yüzden sana kötülük yapabilirim
Sokaklarda fahişeler düşük yaparken
Alev alırken çayırlarım nükleer deliklerden
Dudaklarını kanatabilirim
Ruhum dönüşebilir şeytana
Tüm kutsanmış şeylerini yakabilirim.

İlahi bir istek /

Çünkü
Yağmur çekiyor kendini topraktan geriye
Aşk için dilendikçe insanlar
Ne çok yalan söylüyor ve sevişiyoruz
Başkalarını düşlerken
Oysa gece nasıl da sevgili
Çokça temiz
Bu şarkı gecenin şarkısı olmalı
Yağmur yeniden yağsın yeryüzüne
Toprak için
İşte ağaçlar, ormanlar
Ve kuşların gökyüzü çığlıkları
İşte sallanan çayırlar bir kefen temizliğinde
Bu çağrıma kulak ver tanrım
Yağmuru yağdır yüzüme
Cam çizikleri.

Düşlerim /

Bak görüyor musun?
Patikada büyüyen küçük kız benim
Rüzgâr saçlarımla evlenmiş üstelik
Kardan çıkmış bir günde
Bir film gibi dökülüyor zaman
Her şey yerli yerinden çıkmış
Kalp ritimlerim de çok uyumsuz
Pimi çekik uyku haplarıyla
Tüm maskeler düşüyor aynalardan,

Ah mutluluk gel ve seviş benimle yeniden
Tüm yürüyen ölüler uyusun
Birbirine benzerken
Biz geçelim başka boyuta
Sonra uyuyalım mı?
Film şeritleri akarken
Yeşil bahçelerden.

Ay ışığı yolunda /

Gözlerinde gördüm hayaletleri sevişiyordu
Büyük gemiyle geldiler
Dışarı attılar balkondaki çocuk masallarım
Ki onlar bebek kokuyordu
Fısıldadım göktekine o anda
Kış bitecek mi?

Pencereler /

Kimi perdeler vardı çekili
Kimi pencerelerde çiçeklenirdi zaman
Martılar bağırmasa başımı çevirip görmeyecektim
Köprüdeki intiharları
Sarhoş değildim oysa
Olmalı mıydım bakarken.

Red /

Dünya sikindirik dönüyor
Bombalar hedeflenmişken gözlerime
Şeytana dönüşüp yüzlerinizi silebilirim
Ah şu patikadan koşarak kaybolan kadın ben miyim?

Tragos

Saptimus’un kayışlarını tut ve sırtındaki derin yarığa bak
kendini yakmış olabilirsin
çınarlar budandı
kırmızı tüyleriyle ses çıkaran roma kuşu yoktur
şarap kokusu
epigramlar ve eksik bakışlar.

Ah, ne trajediye tanık oldum
yumuşacık dudağında  kalan
iğne kancası
kör tanrıça
ve ne berbat bir dinginlik hali.

Samtimus, ruhunu sikeyim
bir duba korosu gibi
hadi düğüne gidelim
yarı parti, yarı cenazeler.