içtim bir külü
orada gördüm olunmaz olanın
hafızasına saplanmış kılıç
gecenin zırhı,
o koyu ve soğuk bahçemizde
boynunu istiyorum
bir çukuru oyar gibi
dingin ve kusursuz.

içtim bir külü
orada gördüm olunmaz olanın
hafızasına saplanmış kılıç
gecenin zırhı,
o koyu ve soğuk bahçemizde
boynunu istiyorum
bir çukuru oyar gibi
dingin ve kusursuz.

kaostan geliyor
burada durup
kırbaçlanmaya hazır omuzlarım
ve böylesi iyi
ne zaman kaburgama bir fısıltı gelse
leydia dağında büyük günahkar
kötülük ve undergraund bir parşömen yağıyor
bunu benimsiyorum
bir şarabı devirir gibi.
bu gece dolunay,
bütün sinekler ve tanrıların yansıdığı an
sureti bir kalabalık var ciğerlerimde
ve trajedi çılgınlığı
bir şizofren havası çalacağım
göbeğin tam ortası
hamam
keseler,sabunlar
mahkemeler ve duruşmalar
bir güzel akacağım da
sinekler durmuyor tanrım
sinekler
sinekler durmuyor,sinek
bak vertigo gibi kelimeler dönüyor
taşlar ve sular dönüyor
bak aynısı
aynı
çellonun kemikleri kırıldı.
yanarak gidiyor fenerler
bir geçit töreninin iri elmaları var
ademler havvalar
yine marazi bir yağmur yağıyor kafamın içinde
şenlikler
şenlikler
dönüm noktasının tarlaları
avları var bıçakların
bir kediyi ağzından öpüyorum
ve av olmuş dilsizliğin hayvanları
inciri böl
bana reçel yap ve uyu
inciri böl
çello, bir kediyi ağzından öp
bak aynısı
marazi bir kan yağıyor kafamın içinde
kelimeler dönüyor
çellonun boynunu kırdılar
inciri böl
bak vertigo oldum
avları var bıçakların
bak aynısı
aynı
çellonun kaburgasını yediler
avları var bıçakların
bak
aynısı
inciri böl
.
.
.

( bir taşa bakıyorum.
en gizli bahçelerde kötücül )
/
kabuğun içidir sana uzanmış bu karanlık
şeytani bir yemin taşır
göz damarları
ve teşnedir
ellerinin sunağına yayılan çiçek
parçalar koparıyor
buluntusunu arıyor.
büyüyor kendi renginde
ölüm bir şarap
kan sızdıran tokalardan
hep orada
sessiz ağaçlar gibi
buz tutmuş keşişin ağzı
tarar saçlarını ve seni bir uykuya yatırır.
dante’nin cehennemi
hançerler ve parmaklar.

mistik kültlerin bir kutlamasıdır
flüt izleri
tasvir edilen eller ve bir hayalet için.
dedim ki,
muazzamdır mithra’ nın çürümüş başı
sonsuz ışıkta vücut bulmuş ruh
ve karanlığın ahenkleri.
bana parçacıklardan oluşmuş
bir anahtar tut
bağlılık gösteren avlu dipleri
ve kötülüğe bir ayet yaz.
kanatlar sessizliktir
ay büyür gözbebeklerinde
yılanın gücü
ve kemiklerden yapılmış…
bir ateş yaktık.
bir şey gösterdik.
amon’un mezarındaki çiçekler açmaz.

.
bir saat ki
gecenin kabuğunu yırtıp
sabahı çatlatan sessizlik.
fısıltının yoksunluğu ve kenarındayım
bir buluntuyu ezberlemiş hafıza kadar
rüyanın içinde,
sana durmanı söyleyen ay fırtınası
şah damarına yakın bir çiçek
ölümcül kabuğundan soyunuş anı;
trampatalar çalıyor parmak uçların
nasıl uzuyorum.

tam olarak değil.
alacakaranlık gölgesi, rüyalar
ve başlayabiliriz
taşın taş havasıyla
hançerlerden ölümcül vuruş.
biliriz.
zamanın yırtılmış nehri
bir zehir şişesinde yanacak pervaneler
ve pencerelerin kelebekleri olmaz.
gidip lambayı kapattım
neşeyle dağılmış küllerin rengine baktım aynada,
kimsenin ait olmadığı yerdeler.
