Varlık ve yokluk

-” bir an
ve sonrasında hiç ” –
..
seni anlaşılmaz bir yokluğa hapsediyorum
ateşin demirle harlanması. küller.

avucunda yağmur varsa
bana çiçeğin ninnisinden bahset
.
.
.
atlasların parçaları
bugün zorlanmadan baktığımız körlük.
kanatlarımız akçakavak üzerinde,

burada ölüymüşüz
rüzgar vardı.

/25062024 /

İstiridye  uykusu

gelip durduğumuz  dar zaman hikayeleri
parçanın
parçalanmışlığa meylidir
saatin kökünde bir suskunluk uyur.

ötücü kuş
o kazanır
geceleyin acı hıçkırık
küllerin çiçekleri
ve kapımızın önünde,

senin gözlerini arayan
yanılsamalar…

buradan bakıyorum
ruhumun sarmaşığı
tozlardan bahsediyor
rüzgara sesleniyor,

hafızanın hançerleri
rakkase eden
ıhlamur yaprakları gibi

(.. sana adından bahsediyorum. uyumakta olan bir sözcüğün uyanışından bahsediyorum.. )

Eller ve zaman

/
karanlık bir anın görüntüsüydü
dedim ki
işte rüyanın parçası ve gezginin elleri
kemiklerin tozuna bulaşmış.

bir kutsamanın iğneleri
dağınık renk durumları
zamanı geldiğinde kelimeleri topla ve uyan

tozunu oraya götür.

/
uzağımın fısıltısı
sana acıyı kim öğretti
kabuklar ve yaradan ibaret,

o yaprakların ardındaki rüzgar
sanki hiç konuşmamış gibi.
sanki mermerler çığlık atıyor.
……

lepra

fırtınanın rengini soruyorsan
yüzüne vuran incelikli bir dilsiz cüzzam
kalbine kimin girdiğini dün muhteşem düğünle işaret etti
ve onlar da yediler
içtiler bir duvara konuştular.

bir tek o yüksek armonia tepesinde başını eğip gülümseyen yağmurdu
seni evine taşıyacak gümüş palamudun resimleriyle
işte orada
özene bezene
çarçabuk tutuşturacak ve bir parşömene saracak seni

lipoa ne güzel bir gün
senden çıkanlara
sunağın odağında bulunan o yola bakıyorum.