Bellek

Sasa’ya

ah
teslim olmuş bir hafızanın
geçmişi şarkı söylüyor.

…..

illa’ ya sığınıp dans eden
buluntu
dallarında uyuyan bir söz
sana içine gömülmüş olandan bahsedeceğim
renklerden
saçtaki kırmızıdan
veda eden tokalardan
tozun toza olan meylinden bahsedeceğim.

…..

bu
şarap kupaları
cam parçaları
gözleri geceye serpilmiş
koy sözcükleri gölgelere ve hatırla

iki kere ruhunu kır.

alacakaranlık
armağanlar
kutsal bildiğimiz her şey
su öteki basamakta
kuzeyden gelen nehirler gibi
bugün zorlanmadan gelen o içteki ses
bugün seni bir atlasa koydum,

köprüdür
bizim mavi dediğimiz
çok ağır
obruklardan akan kara bir mürekkep
böylesi iyi
iyiydi böylesi…

Fotoğraf.pinteres.

pallakschpallaksch

külünü çeken yaralar
bir çanak uzatır size
gecenin sırrı
orada bekler ve çığlık atar,

–bilsen, ne kötü bir düş gördüm dün gece–

bilirim..

bu kelimelerin arkadaşlığı
bir çığlığı duyar ve çizer tablosuna
karaşın gün
kabuklar ve irinler.

………

dedim;
düş göreni gördüm dün gece
bir frenk üzümüyle duvarları boyuyoruz
iyi olacaksın..

Kayıp

dar zamana bakan bu bahçelerin hafızası.

kedilerim dur diyor henüz dişlerimiz keskin değil
mezarlıklar ölü kuşlarla donatılmış
bürünmüş incelikler taşıyorum
düet değil
bedenin yavaşlamış hâli
ve uyuyamıyorum,

sokakların cızırtılı plakları
dokuzuncu köşeden dönen ben
masanın üzerinde sigara
kahve ve anayasa.

burada kimsenin yüreği yok lina’m

pencereler yabancı
üşüyoruz.

Magnoliopsida

valarus
emma’nın akşam yemeğinde
sana çok güzel armağanlar verebilirim
sürreal katır sidiği gibi
bu kasılmalar
bu iç karartıcı şeyler
beş yıllık kalkınma planları gibi uçacaksın,

ve zehir zıkkım borazan üfleme
daha büyükler
tohumu kurumuş kelime atağı
o kokuşmuş
incir pestili dillerin
keçi bokuna benzeyen  o mortuaz sakalınla
her çiçeğe konabilirsin.

dün kolera günü
bugün
klamidya
sifilis
kasık biti
ve kediler

valarus, sana  bir zar daha sunabilir miyim
tanrı benim bir planım var.

Arva



Bir  kemane aryasıyla
Yukarı ve aşağıya  doğru yolculuk
Hareketli elk
Sekiz heceli biçim
Büyücü ve ayın tutulmuş hali gibi

Bir başlangıcın kuş gözlü yayları
Şamanlar ve kartal başlı insanlarını gördüm
Önce çizip sonra çiviledim onları kalbime
İğneyle diktim
Mitik kuşlara akıttım ruhumu.
.
.
.

Çok maskeler vardı Lina’m
Ayin sahneleri
Geyikler ve amur havzasında güneş sembolleri

Ölüm ve tekrar

BERBERİS VULGARİS

I

Nasıl felaketle başlıyor her şey

Yarı uyku kenarında kendime yabancıyım

Parmağım kesik

Giz söylenir aynasına

Bazı merdivenler var

Basamakları kırık

İnce

Uzun

Kırılgan basamaklar

Tutunup yaprağın titrek yeşiline

Üçte yanar

Beşte uçanların mağaraları pazardır

Zaman karanlığını çeker

Yığınlı yıldız altında

Bütün bıçaklar bilerken kendini

II

Diyorum

Hiç dağıtmayın

Öyle durun gerisin geriye

Öyle dönün şu kavşaktan

Yolun ucunda benim gözlerim

Gecenin nöbeti

Benim gözlerim ne güzel uyuyor

Gözlerim uyuyor mu?

Kaç kere kaldırıp elimi

Dizime vurdum

Kalbim tuzluk

Göğsüme doğru akıyor burkina faso

Bir yere ait değilim

Rüzgar oyuyor suyun akışını

Kum yatağını

Ağzım çamur, ağzım çamur karaşin

Bir köprü kuruyorum Janis’in mezarına

Çırılçıplak

Blues ağladığımda

Bana bir tekile ısmarla diyor

-Summertime-

III

Yüzler var

Yüzün gözleri

Ormanın kıyısında kayın ağacı

Kışları döküldüğünde

Ağzım sessiz

Ağzım hep sessiz

Söz kendi duvarında

Gideyim diyorum

Ölmekteyim.