Sis

Sis dağılmıyor. İnadına sarıyor her şeyi, toprağın, külün ve barutun kokusunu boğazımıza tıkıyor. Önümüzde uzanan, bir zamanlar şehir denen şeyin iskeleti. Yanmış tanklar, oyuncak gibi devrilmiş; apartmanların boş göz çukurlarından gökyüzüne bakıyoruz, o da tıpkı onlar gibi gri ve boş.

Adımlarımız kırık camların ve dökülen sıvaların üzerinde yankılanıyor. Bir okulun önünden geçiyoruz. Duvarlarındaki kara lekeler, neşeli resimlerin son hali. Bahçede, rüzgârda usulca sallanan yanmış bir ip parçası. Bir zamanlar ona tutunan bir çocuğun nefesini, kahkahasını hatırlıyor sanki. Şimdi sadece rüzgâr var.

Yürüyoruz. Her şey gri, her şey ölü. Taşların arasında, inadına yeşeren bir ot görüyorum. İncecik, eğri büğrü, ama dimdik. Yaşam dediğin, belki de en çok buna benziyor. Ona bakıyorum, sonra tekrar önüme, sise, yanmış ipin sallandığı boşluğa. Bir adım daha atıyorum. Sis her şeyi örtüyor

Fotoğraf.pinteres.

Sis” için 6 yorum

  1. Sisli bir savaş sonrası manzarası, her şey yerle bir olmuş. Yine de, enkazın arasında, inatçı bir çimen yaprağı, kırılgan ama güçlü bir yaşam sembolü haline geliyor. Günaydın, Saph.

    Liked by 1 kişi

Yorum bırakın