Fısıltılar

akan yıldızlar belirsiz boşluklardan düşüyor ve uzaklaşıyor
sonra koyu ve turuncu dilsiz olarak güzelce büyüyoruz..

uyku
uzaktaki nehri düşünmek gibi
altına bakıyoruz, taşın çığlık attığı görülüyor
dalgaları yaratacak taşı rüyada görüyorum sımsıkı
radyoda duyulabilen o bazuka ses
biz ne kadar derindeyiz, bu gece o kadar derindesin
o zaman kutsanıyoruz
biliyoruz ve hala arıyoruz içimizde
başımız pencerede, sessizlik niyet
suyun dalgası sanki hiç karşılaşmamış gibi
yalnız bir akarsuyun kıyısında şekilleniyor
gölgelerin altında
bazı çürük, karanlık olanlar
suyun vicdanı bile temiz değilken
bir tabloya çok fazla renk koyduğunuzda kimse de inanmak istemiyor
aşktı, ruhları çıplak.

,,,

sonra bir bazuka çalıyor
bir daha çalıyoruz
bir kuşa değmeyen  mermiler gibi
uyuyoruz ve o yolda kalıyoruz, o gölgeli ve nefes alan kitaplar içinde…

Yorum bırakın