Uzak bir sınır gibi

I

jazz ve summertime
bir trompetin sınırlarını zorluyor pikan cevizi
mavi idea
narin bir çiçeği koparıyor
ölü ozanlar zamanı
iğler iplikleri çekiyor gözlerimizden
atlar koşacak, atlar, shire atı
ben beyazdım
atlar kırmızı.

II

bulanmış mürekkep aforizmalar taşır
öfkeden kudurmuş çocukluğumuz
boğulduk
dokuz kış
bir ölü mevsim

ve

karanlığa uzandık
tapınaklarda kibrimizi kusup
nemesis’in memelerine asıldık
yarı ölüler bilir
kısık göz, bir ışığı görme sevdası..

III

sen de konuş
konuş ve uyan
ey tatlı uyku, ölüm ve ruhum
bir tabaka zamanı
kırbaçla bilenmiş sırtımız
caravaggio’nun kesik başı gibi
frigya gemileri mavi blues çalar

tuz , buz
el yazmalı hançer, karaşın  kırmızı bir bulut altı
mezarlarınızı sıkı saklayın
lüleleri dağılmış bahçeler
romulus’un taşları
belalı bir tragedya gelir kapının eşiğinden
gelir bir adam
migren ağrısı
hemfikirdik
gidecektik
bir matadorun elinden kayarak

IV

eve toplandık, ama hiç ev yok
pasla kararmış çini kumaşları
hiç ev yoktu
yılanlı saçlardan başka..

Fotoğraf,
Zdzisław Beksiński

.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s